Vücutta olmaması gereken bir dokunun oluşması ya da o dokunun kontrolsüz büyümesi tümör oluşumu olarak tanımlanmaktadır. Her tümör öldürücü değildir ancak iyi huylu tümörler bile öldürücü olabileceğinden hepsinin kontrol altında tutulması ve müdahale edilmesi gerekir.

Tümörler birincil ve ikincil beyin tümörleri olarak ikiye ayrılır. Birincil beyin tümörleri beyinde başlarlar ve beyin kaynaklıdır, ikincil olanlar ise vücudun diğer bölümlerinde başlar ve ardından beyne yayılır. Ve bu tümörlerin büyüme hızı bireyden bireye, tümörün büyüklüğüne ve konumuna göre değişiklik gösterebilir.

Beyin tümörleri diğer kanserlerle kıyasladığımızda daha az görülür. Fakat yerleşimleri ve agresif yapılarından dolayı daha tehlikelidirler. Ayrıca beyin tümörü tanısı almış hastalarının, tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle hayatta kalma süreleri artar. Bu nedenle, metastatik beyin tümörlerinin insidansı da her geçen gün artmaktadır.

Tümörler 2 çeşittir: İyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign).

İyi huylu olanlar oldukça yavaş çoğalırlar ayrıca beyin dokusundan kolayca ayrılabildikleri için büyük bir kısmı çıkarılabilir. Ameliyat sonrası sonuçlar da olumlu seyretmektedir. Cerrahi müdahale sonrası benign tümörlerin tekrarlama ve yayılma olasılığı çok düşüktür. İyi huylu da olsa bu tümörler belirli bir büyüklüğe ulaştığında beyne baskı yapar ve ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca bu tümörler zaman içerisinde kanserli tümörlere dönüşebilirler. Ameliyat sonrası bazen kemoterapi-radyoterapiye gerek olmayabilir.

Kötü huylu olan malign tümörler ise iyi huylulara göre daha hızlı şekilde çoğalırlar ve beyindeki dokuya daha fazla zarar verirler. Bu sebepten tamamen temizlenmesi oldukça zordur. Cerrahi olarak alınan her tümörlü doku fonksiyon kaybı demektir. Ameliyat sonrası tekrarlama riski mevcuttur. Bu riski azaltmak için kemoterapi-radyoterapi denenmelidir.

Bu tümörler sıklıkla normal beyin dokusuna saldırır veya basınca sebep olur, belirtiler de bu basınçtan kaynaklanarak ortaya çıkar. Bu belirtiler beyin tümörü teşhisinde oldukça önemlidir. Bu tümörler oldukça yaygındır ve başarılı bir sonuç için tam donanımlı bir merkez, ekip çalışması ve multidisipliner yaklaşım hayati önem arz etmektedir. Beyin tümörünün çok fazla belirtisi vardır ancak birinin bile varlığı teşhis için yeterli değildir.

Beyin Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Şiddetli baş ağrısı,

Kol ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşma,

Bulantı-kusma,

Epilepsi nöbetleri,

Hafızayla ilgili yaşanan sorunlar,

Kaslarda seğirme, kasılma ya da spazm,

Uykuda artış,

Konuşmada sorunlar,

Ayakta dururken ya da yürürken denge problemleri,

Bulanık veya çift görme,

Duyu kaybına bağlı sakarlık,

Düşüncede veya bellekte değişiklikler,

Zihinsel beceri kayıpları (hafıza kaybı, hesap yapma becerisinde bozulma, yargılamada bozulma gibi),

Dil problemleri,

Yutma bozuklukları,

Koordinasyonda azalmalar,

Menopozdan önce âdet kanamasının kesilmesi

Yüz felci

Hormonal bozukluklar (erken puberte, el ve ayaklarda büyüme, menstrual siklus bozuklukları, hipertiroidi…)

Beyin tümörü toplumda yaklaşık 3/100.000 oranında görülmektedir ve ayrıca sarı ırkta ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülmektedir. Ancak iyi huylu tümörler de kadınlarda daha sık görülmektedir. Bu tümörler her yaş aralığında görülebilir ancak kötü huylu olan tümörlerin çocuklarda ve yaşlılarda iyi huylu olanların ise genç-orta yaş grubunda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz.

Beyin tümörünün nedenleri kesin olarak bilinmese de beyaz ırk, aile öyküsü, erkek cinsiyet ve radyasyona maruziyet bilinen önemli risk faktörlerinden. Ayrıca uzmanlar henüz kanıtlanmasa da cep telefonu kullanımının da etkilediğini savunuyorlar.

Bunların dışında da risk faktörü olabilir örneğin beyin tümörlerinin %5’i genetik doğa kaynaklıdır. Eğer çekirdek ailenizden biri BT tanısı aldıysa sizin de bu riski taşıyor olma ihtimaliniz diğer insanlardan 2 kat fazladır. Ayrıca bağışıklık sisteminiz ne kadar zayıfsa bu konuda o kadar dikkatli olmanız gerekebilir.

Ana tümör vardır, kanser hücreleri bu ana tümörden koparlar ve kan dolaşımı ile vücudumuzda seyahat ederler, beynimize yerleşir ve burada daha büyük sorunlar yaratabilirler. Erken teşhis ve doğru müdahale bu tümörlerin yayılmasını engellemek/durdurmak için hayati önem taşır.

İlk olarak doğru tanı ve ardından doğru müdahale için tam donanımlı bir hastane tercih edilmelidir. BT tanısında altın standart olan kullanılan yöntem MR’dır (Manyetik Rezonans) ve ardından yapılan patoloji testleriyle desteklenir. Tümörün detaylı olarak görülmesi ve tanınması için ileri teknoloji görüntüleme yöntemleri kullanılır. Standart MR görüntülemelerde beynin sadece yapısal ve anatomik durumunu görebilirken ileri teknoloji görüntülemelerde beynin biyokimyasal, metabolik ve hemodinamik yapısı hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Tam donanımlı hastane tercihinin önemini burada görmekteyiz.

BT Tanı Yöntemleri:

  • Fizik Muayene
  • Nörolojik Muayene
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT)
  • MR Tetkiki (MR)
  • Anjiyografi
  • Biyopsi.

BT Tedavisi Nasıl Olmaktadır?

Bu tümörlerin en etkin tedavisi 4 aşamadan oluşmaktadır; ameliyat öncesi özenli bir planlama, cerrahi operasyon, ameliyat sonrası bakım ve fizyoterapi ve rehabilitasyon. Tedavi bu şekilde gerçekleştiğinde çoğu hastada yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor. Her hastanın tümöre verdiği yanıt ve gösterdiği direnç farklıdır bu yüzden bu tedaviler hastaya özel olmalıdır. Bu tedavilerin asıl amacı da hastanın yaşam kalitesini bozmadan tümörle savaşmak ve yaşam süresini olabildiğince uzatmaktır. Bu ameliyatlar yapılmadan önce dikkat edilen birkaç nokta vardır; tümörün tipi, konumu, büyüklüğü, hastanın genel sağlık durumu, yaşı ve ameliyatı etkileyebilecek diğer sorunların varlığı. Bu sebeplerden dolayı hastaya özel tedavi uygulanır ve bu da başarı oranını arttırır. Ameliyatlara ek olarak radyoterapi ya da kemoterapi veyahut ikisi bir arada uygulanabilir.

Bu ameliyat ciddi bir operasyon olduğu için hastada ameliyat öncesinde veya sonrasında fonksiyon kayıpları gözlenebilir. Bu ameliyatlardan sonra hastanın muhakkak fizik tedavi ve rehabilitasyon görmesi gerekir. Ayrıca bu süreçte psikolojik yardım da hayati öneme sahip. Ameliyattan sonra hastanın ve yakınlarının bu hastalığa yaklaşımı ve inançları da en az ameliyat kadar önemlidir.

Her ameliyattan sonra oluşabileceği gibi BT ameliyatlarından sonra da bazı komplikasyonlar oluşabilir. Bunlar yine tümörün cinsine, büyüklüğüne, konumuna, hastanın bağışıklığına göre değişebilir. Yukarıda saydığımız belirtilerin çoğu ameliyattan sonrası tıbbi bakımla düzelse de bazıları kalıcı olabilir.

Eğer var olan tümör benign (iyi huylu) ise ve tamamı temizlenmişse genellikle ilk ve altıncı aydaki kontrollerden sonra kontroller yılda bire düşürülür. Malign (kötü) huylu tümörlerdeyse bir takım çalışması gözlenir, beyin cerrahı, onkolog, radyasyon onkoloğu ve fizyoterapistler birlikte takip ederler süreci. Bütün uzmanların görüşleri göz önünde bulundurularak kontrol zamanı ve sıklığı kararlaştırılır. Bu kontrolleri doktorunun bulunduğu hastanenin aciline ya da beyin cerrahisi bölümüne başvurarak yaptırılabilir.

Beyin Tümörü Cerrahilerinden Sonra Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Rehabilitasyon, bireyin yaralanma veya hastalık sonrası azalan/kaybolan fonksiyonlarını yeniden kazanmasına, normal günlük hayatına bağımsız bir şekilde yeniden adapte olmasına yarayan, tıbbi ve bilimsel temellere dayanan bir programdır. Bu program hastanın bir uzman tarafından değerlendirilmesinin ardından bireye özel bir şekilde tıbbi, sosyal ve çevresel faktörlere göre düzenlenmektedir. Fizik tedaviye olabildiğince en erken süreçte başlanmalıdır. Çünkü geç başlanılırsa kaybedilen-azalan fonksiyonların kazanımı zorlaşır veya imkansızlaşabilir.

Beyin tümörü cerrahilerinden sonra hastaların kas kuvvetlerinde kayıp, koordinasyon ve dengelerinde bozulmalar, yürüyüşlerinde zorlanmalar görülmektedir. Erken dönemde başlayan fizyoterapi programlarının sonuçları hastaların da onların sıhhati için uğraşan biz sağlık personellerinin de yüzlerini güldürmektedir.

Hastalarımızın fizik tedavi programlarını belirlerken onların mevcut sağlık ve sosyoekonomik durumlarını, fiziksel ihtiyaç ve yeterliliklerini göz önünde bulunduruyoruz. Bu zaman diliminde elektrik akımları, ses ve ışık dalgası, kompleks boşaltım teknikleri, manyetik akımlar, nörofizyolojik yaklaşım teknikleri, hidroterapi, manuel veya özel cihazlarla yapılan uygulamaları kullanabilmekteyiz. Bunların dışında gerekli görülen kasları kuvvetlendirme, denge ve koordinasyonu geliştirmeye yönelik ve solunumu rahatlatacak egzersizler, germe ve gevşeme hareketleri, klasik masaj, aerobik egzersizler, mobilizasyon teknikleri en sık kullandığımız yöntemlerdir. Saydıklarımızdan farklı olarak günlük hayatta hastanın bağımsızlığını arttıracak ve güvenliğini sağlayacak öneriler ve modifikasyonlar yapılır, ardından hastalar takip sürecine girerler.

Birçok durumda olduğu gibi beyin tümörü cerrahilerinden sonra da hastanın bütüncül tedavisi hayati derecede önemlidir. Fizik tedavinin içerdiği yürüme ve düşmeyi önlemeye yönelik eğitim, el-kol ve ince motor beceri eğitiminin yanı sıra iş uğraşı terapisi, konuşma ve yutma terapisi, spastisite gelişimini önlemek amacıyla botoks enjeksiyon tedavisi, kognitif terapi, pulmoner terapi, yardımcı teknoloji teknikleri (robotik cihazlar, ortez-protez uygulamaları), akuatik terapi ve psikoterapi de uygulanabilmektedir.

Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

 

 

 

 

Yorumlar

avatar
  Abone Ol  
Bildir
WhatsApp chat