Osteoporoz

Osteoporoz, halk arasında en sık görülen kemik hastalığıdır. Kelime anlamı olarak kemiğin erimesi anlamına gelen osteoporoz; kemik kütlesinin azalması, kemik yapısında bozulma ve bunlar sonucu kemik kırılganlığında meydana gelen artışla sonuçlanan kas iskelet sistemi hastalığıdır. Kadınları erkeklerden daha fazla etkilemektedir. Dünya üzerinde osteoporoz tanısı almış yaklaşık 200 milyon kadın mevcuttur.

Osteoporozun en önemli iki sebebi; ilerleyen yaş ve cinsiyettir. Yaşla birlikte kalsiyum metabolizmasındaki değişiklikler, kemiklerin de tıpkı insanlar gibi yaşlanarak yapılarının bozulmaya başlaması ve yeni kemik hücresi üretiminin genç yaşlara oranla daha az olması osteoporozu ortaya çıkaran en önemli sebepler arasında gösterilmektedir.

Bir diğer önemli sebep ise, kadın cinsiyete sahip olmaktır. Kadınlarda bulunan östrojen (kadınlık hormonu) hormonu kemik yapı için koruyucu bir işlev gösterir. Bu hormon kadınların adet dönemleri boyunca aktif olarak salgılanmaya devam eder. Hormon, menopoz öncesi yaklaşık 50 yaş civarında azalmaya başlar ve menopoz süreci ile birlikte salgılanan östrojen miktarı çok düşük seviyelerde seyreder. Mevcut östrojen seviyesi kemikler üzerinde koruyucu etkisini yapamaz hale gelir ve osteoporoz tablosu ortaya çıkmaya başlar. Menopoz sonrası kemik kaybı kadınlarda her yıl %2-3 oranında artarken bu oran erkekler de çok daha düşük seviyelerde seyreder. Bu durum iskelet sistemi için hızlı bir kemik kaybı anlamına gelmekte ve osteoporozun kadınları daha çok etkilemesinin sebebini açıklamaktadır. Daha nadir olarak görülmekle birlikte, osteoporoz başka hastalıkların beraberinde de görülebilir. Kişide romatoid artrit, çölyak hastalığı, şeker hastalığı, kötü huylu hastalıklar vb. hastalıkların olması durumunda kişiler osteoporoz için risk altındadır.

Osteoporozun en önemli sonucu ise kişilerde oluşabilecek kırık riskini artırmasıdır. Böyle bir tablo da en çok etkilenen bölgeler el bileği, omur kemikleri ve kalça eklemidir. Kırıklar özellikle ileri yaş için ciddi bir risk faktörüdür ve dikkate alınmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilmektedir.

OSTEOPOROZDA FİZİK TEDAVİ
Osteoporoz ilerleyen yaşın da etkisiyle birlikte yaşamı olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. Bu dönemde osteoporozun olumsuz etkilerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla rehabilitasyona başvurmak fayda sağlayacaktır. Rehabilitasyon programı kişinin mevcut durumu göz önüne alınarak hazırlandığında oldukça etkili bir tedavi şekli olarak karşımıza çıkar. Rehabilitasyonun en önemli görevi; kemik kayıp hızının azaltılması, mevcut kemik kütlesinin korunması ve kırık oluşma riskinin en aza indirilmesidir.

Rehabilitasyon programlarının ilk basamağı kişiye uygun planlanmış egzersiz programlarıdır. Egzersiz, yeni kemik hücresinin oluşumunu artırır, kemiğin güçlenmesi için gerekli olan kalsiyumun kemik yapısında yerleşmesini sağlar ve östrojen düzeyini artırır. Ayrıca denge ve koordinasyonu artırarak düşme riskini azaltır, dolaylı olarak kırık gelişme riskini de azaltmış olur. Bunun yanı sıra kişinin doğru bir beslenme programının olması rehabilitasyonda başarı şansını artırır. Peynir, süt gibi proteinden zengin besinleri tüketmek, ıspanak gibi kalsiyum yönünden zengin yeşil yapraklı ürünlerin tüketilmesi, alkol ve sigaradan uzak durulması, aşırı şeker ve tuz tüketiminden kaçınılması beslenme noktasında dikkat edilmesi gereken hususlardır.

Transient Osteoporoz (Geçici Kemik kaybı)

Travmatik durumlardan bağımsız, nedeni tam olarak bilinmeyen geçici kemik iliği kaybıdır. Nedeni tam olarak bilinmesede;

  • Kalça etrafındaki küçük kan damarlarının tıkanması,
  • Hormonal değişiklikler,
  • Kemiğe yapılan anormal stres gibi faktörlerin etken olduğu düşünülmektedir.

Genellikle kalçanın önünde ve kasıkta lokalize olan ani başlangıçlı ağrı ile karakterizedir. Ağrı ile doğru orantılı olarak azalan bir hareket kaybı bulunur. İlerleyen vakalarda yürüyüş bozukluklarına neden olur. Ekleme verilen yük miktarı azaltıldığında ya da dinlendirildiğinde ağrıda kayda değer azalmalar görülmektedir. Genelde hastalar pasif hareketler yerine aktif hareketlerde ağrılarının artığını bildirirler.

Genellikle kalça ekleminde görülmesine rağmen alt extremitede ayak bileği ve diz eklemlerinde de rastlanmaktadır. Hastaların çok küçük bir bölümünde yaşamın ilerleyen dönemlerinde tekrarlar. Aynı eklem ya da başka bir eklemde de görülebilir.

Kalçanın geçici osteoporozunda uyluk kemiğinin ( femur ) başı zayıflar ve yoğunluğu azalır. En sık 30-60 yaş arası orta yaşlı erkeklerde rastlanmaktadır. Erkeklerin yanı sıra gebeliğin son dönemlerinde olan ya da yeni doğum yapmış kadınlar arasında da yaygın rastlanmaktadır.

Konservatif Tedavi Yöntemleri

Çoğu hastada semptomlar 6 ay ile 1 yıl arasında kendiliğinden düzeldiği için tedavi genelde hastalık sırasında zayıflayan kemik sonucu oluşabilecek problemlere karşı önlem almayı içermektedir.

  • Non-steroid Antinlamatuarlar
  • Fizik Tedavi:
  • Ekleme binen yükü azaltma çalışmaları: ağırlık kaldırma faaliyetlerini sınırlandırmanız gerekebilir. Koltuk değneği, baston ya da yürüteç yardımı ile kalça üzerine binen yük azaltılarak, zayıflamış kemiğin kırılması önlenir.
  • Kalça çevresindeki kasların güç ve esneklik dengeleri sağlanmalıdır.
  • Su içi egzersizler hem ağırlığı azaltır hem de hareketi kolaylaştırır.
  • Beslenme programı özellikle “D vitamini” içermelidir.

Gerekli görülen tedaviler yapıldıktan sonra kalça tekrar eski kuvvetine ve fonksiyonelliğine kavuşacaktır.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

 

WhatsApp chat