Geli̇şi̇msel Kalça Çıkığı

Halk arasında kalça çıkığı olarak adlandırılan kalça displazi; femur (uyluk kemiği) ve bu kemiğin pelvisle (leğen kemiği) bağlantı yaptığı yüzey olan asetabulum arasındaki uyumsuzluk (yarı çıkık) ya da tam çıkık olan displazi şeklinde kendini göstermektedir. Dünyada bin doğumda bir olarak görülen displazi sıklığı ülkemizde binde 5 ila 15 arasında değişmektedir.

Daha önce doğuştan kalça çıkığı olarak adlandırılan hastalık günümüzde gelişimsel kalça displazisi (çıkık) olarak revize edilmiştir. Bu değişimdeki temel etmen kalça çıkığının sadece doğuma bağlı olarak değil doğumdan sonraki evrede de kendini gösterebiliyor olmasındandır.

Makat doğum, kundaklama, anne karnındaki pozisyonel bozukluklar, anne karnındaki sıvı azlığı başlıca sebeplerinden olmakla birlikte genetik yatkınlıklar, aile öyküsü ve yapısal özellikler (kas ve bağ dokunun olması gerektiğinden gevşek olması vb.) de belirleyici olmaktadır.

Bebeğin anne karnındaki pozisyonunda dizler fleksiyonda (bükük) ve kalça abdüksiyondadır (dışa açık). Doğumdan sonra da kalça bu pozisyonu korur. Ve kıkırdak halde olan kalça eklemi ilk üç ay içerisinde kemikleşmesini tamamlar. Bu aşamada kundaklama gibi kalça anatomisine aykırı pozisyonlamalar (bebeğin bacaklarını düzleştirme içe yaklaştırma hareketleri) femur başının asetabulumdan çıkmasına neden olabilir.

Aynı zamanda yeni doğan bebeğe hareketlerini kısıtlayıcı kıyafetler giydirilmemeli, üzeri çok ağır örtülerle kapatılmamalıdır.

Yenidoğan bebeğin dizlerinin ve kalçasını bükülü olmaması, kasık katlantılarının asimetrik olması, bacak boyları arasında fark olması, kalçanın dışarı açılmasında kısıtlılık olması şüphe uyandıran belirtilerdendir. Bu belirtilerden bir tanesinin görülüyor olması gelişimsel kalça displazisi şüphesi uyandırmakta ve mutlaka ortopedist doktor tarafından muayenesi yapılmalıdır. Tedavide erken tanı önemli bir faktör olmakla birlikte tedavi görmeyen bebeklerin gelişiminde kalıcı deformasyonlara neden olabilmektedir. Erken tanılı tedavide pelvik bandajlar önemli rol oynamaktadır. Bununla birlikte eklem kapsülünün stabilizasyonu için gereken çevre kas dokunun güçlü tutulması tedavide bir diğer önemli faktördür. İlerleyen dönemde femur başı avasküler nekrozu vb. gibi kemik yapıda süreklilik arz eden deformitelerin yaşanmaması için mutlaka bir fizyoterapist ile çalışılmalıdır.

WhatsApp chat