ÇOCUK FELCİ (POLİOMYELİTİS)

Çocuk felci, Polio virüsünün sinir hücrelerini (beyin ya da omurilik) etkileyerek kişinin felç kalmasına sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Çocuk felci %90 oranında 5 yaş altında görülürken ileri yaşlarda görülme ihtimali de mevcuttur.
1988 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Küresel Çocuk Felcini Yok Etme Girişimi (GPEI) gibi öncü kuruluşlar; “Dünya üzerinde tek bir çocuk kalıncaya kadar” sloganı ile yapılan aşılama kampanyası ile Polio virüsünün yok edilerek bir daha çocuk felci vakasının görülmemesini hedeflemişlerdir. 1988’den beri çocuk felci sayısı %99 azalarak 350,000’den; 2018 yılında 33 vakaya inmiştir. 2019 yılı itibari ile sadece Nijerya, Pakistan ve Afganistan’da görülmektedir.
Avrupa bölgesinin son çocuk felci vakası 1998’de Türkiye’de görülmüştür. Son yıllarda Suriye gibi riskli bölgelerden alınan göçler sebebi ile tekrardan gündeme alınmıştır. Dünya üzerinde tek bir çocuğun polio virüsü taşıması, bütün çocuklar için tehdit oluşturmaktadır. Bu yüzden Polio virüsü, dünyadan tamamen temizlenene kadar aşılama kampanyalarına ara verilmeden devam edilmelidir.
Polio virüsü sadece insanlarda hastalığa sebep olur. Bulaşıcılığı fazladır. İnsandan insana fekal-oral yol dediğimiz; dışkı da bulunan virüs ile kirlenmiş su içildiğinde ya da yiyecek yendiğinde (dışkı ile kirlenmiş el ya da oyuncak ağza götürülmesi ile) bulaşır. Nadiren oral-oral yol (nefes, öksürme gibi) ile de bulaşabilir.
Virüs ağız yolu ile vücuda girdikten sonra, boğaz ve bağırsaklarda yaşar ve farklı bölgelere (lenfatik sistem, kan dolaşımı, sinir sitemi) giderek yayılabilir. Virüs etkilediği bölgeye göre farklı etkiler gösterir. Örneğin virüs bağırsak bölgesini etkilediğinde mide bulantısı, kusma, ishal gibi şeylere sebep olurken; omuriliğin ön boynuz dediğimiz kasların hareketinden sorumlu bölgeyi etkilediğinde kişinin kaslarında etkilenim (kuvvet kaybı ya da felç) olur.
Virüs yaklaşık 1-2 hafta kadar insan vücudunda barınır ve bu sürede dışkı yoluyla (su ve çevreyi kirletir) başkalarına bulaştırılabilir.
Akut çocuk felcinin tanısı hasta hikâyesi alındıktan sonra doktor tarafından yapılan muayene (refleks kayıpları, yutma ve nefes problemleri, kuvvet kaybı) sonrası hastanın dışkı örneği veya boğazdan alınan sıvı da virüs varlığına bakılarak koyulur. Nadiren kan testi, EMG ya da omurilikten alınan sıvı ile virüsün hangi bölgeleri etkilediği araştırılır.
SEMPTOMLAR
• Virüs bulaşan kişilerin %70 inde herhangi bir belirti oluşturmaz.
• Virüs bulaşan kişilerin %25 inde grip benzeri belirtiler (boğaz ağrısı, ateş, yorgunluk, baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi) oluşur ve 2-5 gün sonunda tam iyileşme gerçekleşir.
• Çocuk felci, virüs bulaşan kişilerin %5’inde görülen sinir hücrelerinin (beyin ya da omurilik) etkilenimi sonucu daha ciddi belirtiler oluşur. Bu grupta kendi içinde 3’e ayrılır:
o Parestezi; ayaklarda karıncalanma ve iğnelenme hissi
o Menenjit; ense sertliği, baş-boyun ağrısı ve kas spazmları
o Paralize; grip benzeri belirtilerle başlar, zamanla refleksler kaybolur ve virüsün etkilediği bölgeye göre farklı belirtilere sebep olur
▪ Spinal bölge etkilenimi; genellikle el ya da ayaklarda kuvvet kaybı
▪ Bulbar bölge etkilenimi; solunum ve yutma kaslarında kuvvet kaybı
▪ Bulbospinal bölge etkilenimi; hem el- ayak hem de solunum ve yutma kaslarında kuvvet kaybı

Kas kuvvetsizlikleri etkilediği kasa göre çocuğun ayağa kalkmasına, yürümesine, yemek yemesine engel olur ve zamanla vücutta şekil ve işlev bozukluklarına (eklemlerde deformite, skolyoz, bacaklarda uzunluk farkı gibi) sebep olarak kişinin hareketlerini kısıtlar. Genellikle 18 ay içerisinde kas kuvveti yerine gelir ve çocuk normal hayatına geri döner.
Çocuk felci tek bir kasta görülebildiği gibi el- ayak ve solunum-yutma kaslarının hepsinin birlikte etkilendiği (bulbospinal etkilenim) halde de görülebilir. Ayak tutulumu ellere göre daha sık görülür. Genellikle asimetrik tutulum gösterir (sağ kol-sol bacak gibi). Duyu kaybı görülmez. Sadece paralize vakalara çocuk felci tanısı koyulur. Nadiren solunum ve yutma kasları etkilendiğinde; solunum yetmezliğine ve ölüme sebep olabilir.
Çocuk felcinin tedavisi yoktur; en etkili yol aşılama ile çocuk felcinin engellenmesidir. OPV (damla şeklinde, ucuz, uygulanması kolay ve eleman ihtiyacı olmayan) ve IPV (kasa uygulanan, pahalı ve deneyimli eleman ihtiyacı olan) şeklide iki çeşidi vardır. 2. ay, 4. ay, 6. ay 8-18. ay ve 4-6 yaş okul çağında yapılır. Riskli bölge seyahatlerinden 4-6 hafta önce ek doz yapılması tavsiye edilir.
TEDAVİ
Kaslarda zayıflığa sebep olmayan çeşitlerinde hasta dinlendirilir, kas spazmları ve ağrılarını azaltmak için ilaç, sıcak uygulaması ve egzersiz uygulanır.
Akut çocuk felci vakalarında ilaç tedavisine ek olarak fizik tedaviye başlanmadır. Kas ve eklem problemlerini önlemek için hastanın ihtiyacına göre pozisyonlama, aktif-pasif eklem açıklığı ve germe hareketleri önerilir. Sıcak uygulama yapılmalıdır. Solunum ve yutma kasları etkilenmişse; mekanik solunum cihazları, trakeostami ve solunum fizyoterapisi gerekebilir.
Kronik çocuk felci vakalarında ise hayat boyu fizik tedavi ve egzersiz gerekmektedir. Hastanın ihtiyacına göre eklemlerin ve kasların korunması için germe ve kas kuvvetlendirme hareketleri uygulanır. Yardımcı cihazlarla (yürüme yardımcıları, splint ve braceler) eklemlerin normal şeklinin korunması ve normal hareketlerin devam ettirilmesi sağlanır. Denge ve koordinasyon ve yürüme çalışmaları yapılır. Solunum ve yutma kaslarında zayıflık varsa hayat boyu solunum desteği alması gerekir. Havuz içerisinde yapılan egzersizler ve sıcak su banyoları önerilir. Ev içinde düzenlemeler yapması için ergoterapistten destek alınabilir.
İleri dönemde oluşan şekil bozukluklarında (bacak boy uzunluğu farklılıkları, eklem deformiteleri) ve hastanın fonksiyonelliğini arttırmak için (yürümesini kolaylaştırmak gibi) tendon transferi, botoks, osteotomi, boy uzatma ameliyatı gibi birçok yöntem uygulanabilir.
POST-POLİO SENDROMU(PPS)
Çocuk felci geçirmiş kişilerde 15-40 yıl sonra; kaslarda hareketle artan güçsüzlük ve ağrı, kas spazmları, kas fasikülasyonları, kramplar, solunum ve yutma problemleri, bağırsak problemleri, uyku problemleri, genel yorgunluk, soğuğa karşı hassasiyet, hafıza problemleri, depresyon gibi birçok farklı belirti açığa çıkabilir. Post Polio Sendromu denilen bu durumun kesin sebepleri bilinmese de; normal yaşlanma ile birlikte, sinir hücrelerinde oluşan harabiyete bağlı olarak oluştuğu düşünülmektedir. Çocukken ağır polio geçirenlerde, yaşam kalitesi düşük olanlarda, aşırı fiziksel harekete maruz kalanlarda, kilo problemi olanlarda ve kadınlarda daha sık ortaya çıktığı görülmektedir. Post polio tanısı, geçirilmiş olan çocuk felci sorgulandıktan ve diğer hastalıklar elendikten sonra konulur.
Kişilerin yorgunluğu engellemek için enerji tüketimini azaltması, daha az hareket, dinlenme araları verme, aktivitelerin zamana bölünmesi, ev ortamının düzenlenmesi gibi modifikasyonlar önerilmektedir. Hastanın kilo almamaya ve sıcak tutan kıyafetler giymeye dikkat etmesi gerekir. Ağrı denetimi için soğuk uygulama ve TENS; uyku kalitesi için gevşeme egzersizleri önerilmektedir.
Uzman bir fizyoterapist ile kişiye özel hazırlanan egzersizler, kişinin enerjisini koruyarak daha az yorulmasına ve kaslarına zarar vermeden kas kuvvetini korumasını sağlayacaktır. Solunum kasları etkilendi ise yardımcı solunum cihazları ve solunum fizyoterapisi gereklidir. İhtiyaca göre yardımcı cihaz (koltuk değneği, tekerlekli sandalye gibi) kullanımı önerilebilir.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.