PATELLAR LUKSASYON (DİZ KAPAĞI ÇIKIĞI)

Diz kapağı (Tıp dilindeki adıyla patella), diz ekleminin hemen önünde bulunan, çeşitli bağlarla sabit pozisyonunu koruyan bir kemiktir. Bu kemiğin çeşitli nedenlerle normal pozisyonu dışına çıkmasına diz kapağı çıkığı (luksasyonu) denir. Bu luksasyon durumunda diz eklemi normal hareket kabiliyetini kaybeder ve bu durum ağrıyla sonuçlanır. Toplumda görülme sıklıkları ise binde 6’dır. Ancak 17 yaş ve altındaki gençlerde bilhassa kız çocuklarında daha sık karşılaşılan bir durumdur. Ve bir dizde çıkık oluşmuşsa bireyin diğer dizinde de aynı durumun görülmesi oldukça yüksek bir ihtimaldir.

Çok sık görülen bir durum olmamakla beraber, bu çıkığın oluşması için dizin çok ciddi bir travmaya maruz kalmış olması gerekir. Ya da basketbol, futbol gibi sporlarla uğraşan gençlerde de karşımıza çıkan bir durumdur. Diz kapağı çıkmasının nedeni genellikle genetiktir. Doğuştan gelen bir eklem uyumsuzluğu çıkığa sebep olabilir, yumuşak doku ya da kemik dokusu kaynaklı olabilir. Diz eklemi çevreleyen yumuşak dokumuzda, bağlarımızda bir gevşeklik var ise, vücut dizilimimizde özellikle bacaklarda bir sorun var ise çıkık olma riski artar. Ayrıca hareket esnasında ani yön değiştirmeler ve yanlış zeminde veya yanlış ayakkabıyla yapılan yürüyüş ve koşular sırasında diz kapağı yerinden oynayabilir.

En sık görülen belirti ağrı ve şişliktir. Yaygın olarak dizin ön tarafında görülür. Aynı zamanda kişi dizinde sertlik, morarma görebilir hatta eklemden gelen sürtünme sesini duyabilir. Diz bükme hareketleri ve yürüyüş ağrılı deneyimle sonuçlanır. Çıkık esnasında genellikle birey diz kapağının hareket ettiğini hisseder ve o an çok şiddetli bir ağrı duyar. Eklem içinde kanama olabilir bu da çok kısa bir sürede hareket kaybına sebep olur. Genellikle kişi dizini kilitlemeye çalışırken diz kapağı yerine oturur bu sebeple tanısı konulurken zorlanılır, çünkü acil servise başvurulduğunda diz kapağı yerine oturmuş olabilir ve kişinin ağrısı menisküse veyahut diğer bağların zedelenmesine yorulabilir. Bu da tedaviyi geciktirir.

Dizimiz herhangi bir travmaya veya darbeye maruz kaldıysa, ağrı ve şişliğin eşlik ettiği bir durum varsa derhal bir uzmana başvurulması gerekir. Hekim muayene esnasında kişinin yürüyüşünü, diz kapağının pozisyonunu, anatomik yapıyı, fonksiyonu ve uyumu gözlemler, gerekli kas testleri ve radyolojik tetkikler yapılır. Bütün bunların sonucunda hekim gerekli tanıyı koyar.

Tam çıkık mevcutsa elle yapılacak manipülasyonla yerine oturtulabilir ancak kalıcı çözüm değildir. Çünkü bir kez çıkık olduktan sonra bu çıkığın tekrarlama olasılığı oldukça yüksektir ve tekrarlayan çıkıklar dizde kireçlenmeye ve bağlarda zedelenmeye yol açabilir. Bu da tedavinin uzaması anlamına gelir. Tedavi edilmeyen çıkıklarda yumuşak dokuda esneme meydana gelmesiyle iyileşme sağlandığı için tekrarlayan çıkık oluşma ihtimali daha da artar ve kolaylaşır. Birkaç hafta hareketin engellenmesi amacıyla immobilizer (tespit edici alet) giyilebilir. Kişinin şikayetleri zaman içinde kendi kendine de azalabilir, bu durumda konservatif tedavi uygulanır şikayetlerde azalma olmazsa cerrahi kaçınılmazdır.

Diz Kapağı Çıkıklarında Cerrahi

Cerrahi de diz kapağı çıkığında sık kullanılan bir çözümdür. Ancak karar vermesi ve süreci daha zorludur. İlk çıkıktan sonra eklemdeki bağlarda kopma ya da kıkırdakta ciddi hasar varsa cerrahi gerekir. Ayrıca tekrarlayan çıkıklarda cerrahi daha sık tercih edilir. Bu süreci etkileyecek çok fazla faktör olduğu için süreç daha uzundur, bütün bu faktörler incelenmeli, kontrol edilmeli ve elde edilen sonuçlara göre kişiye özel bir ameliyat planlanmalıdır. Bu faktörlerden bazıları hastanın diz kapağı kemiğinin yapısı, dizdeki oluğun derinliği, bacakta herhangi bir dizilim bozukluğunun olup olmadığı, diz eklemindeki bağlarda herhangi bir zedelenme olup olmadığı, diz kapağının üstünden geçen patellar tendonun yapışma yeri şeklinde sıralanabilir. Bunlara ek olarak hastanın fiziki durumu, mevcut sağlık durumu, ameliyat geçmişi olup olmadığı, kullandığı ilaçlar gibi birçok faktör de sıralanabilir. Cerrahide ilk olarak artroskopi yapılır ve eklemin durumu incelenir. Eklemin içinde küçük kıkırdak parçaları mevcutsa onlar temizlenir, büyük parçalar tespite uygunsa vidalanır, değilse başka bir yöntemle kıkırdak yenileme işlemi uygulanır. Ancak diz kapağı çıkmış olan bireyin henüz büyüme plakları kapanmamışsa/büyüme çağındaysa uygulanacak işlem değişir, farklı teknikler tercih edilebilir. Bunlardan bazıları:

MPFL Rekonstrüksiyonu: MPFL yani medial patellofemoral ligament, diz kapağının laterale (dış tarafa) doğru kaymasını engelleyen, stabilitesini korumasına yardımcı olan en önemli bağdır. Diz kapağı dışarıya kayıyorsa bu bağda zedelenme vardır ve hastanın vücudundaki başka bir bölgeden alınan tendonla bu bağ tekrar oluşturularak diz kapağının dışarıya kayması sorunu giderilir. Bu yöntem en sık kullanılan cerrahi tekniktir.

Trochleaplasty: Vücudumuzdaki en uzun kemik olan uyluk kemiğinin içindeki oluğun derinliğinin arttırılmasına dayanan bir cerrahi tekniktir. Oluğun üstündeki kıkırdak doku hiçbir zarar verilmeden kaldırılır ve alttaki kemik dokusunun inceltilmesiyle oluğun derinliği arttırılır. Kıkırdak doku eski yerine yerleştirilerek ameliyat bitirilir.

Tendonun yapışma yerinin değiştirilmesi: Bazı kişilerde diz kapağının üstünden geçen tendon diz kapağının tam altına değil de biraz içeriye doğru yapışabilir. Bu durumda tendon diz kapağını dışarıya doğru itmek suretiyle çıkığa sebep olabilir. Cerrahi bir müdahale ile tendonun yapışma yeri biraz dışarıya doğru alınır ve diz kapağının üstündeki itici kuvveti ortadan kaldırılır.

Günümüzde, kişinin demografik ve fiziki durumuna göre kişiye özel planlanıp uygulanan modern cerrahilerden oldukça yüz güldürü sonuçlar elde edilmektedir. Bu cerrahilerden sonra dizin hareketinde bir kısıtlılık kalma ve tekrar çıkma ihtimali oldukça azalmıştır (%5’in altında). Hekimin seçeceği uygun tedavi ile bireyin kıkırdağındaki hasarın ilerlemesi durdurulabilir ve hasta kaliteli bir fizyoterapi programıyla günlük yaşamına / sportif hayatına çabucak dönebilir.

Diz Kapağı Çıkıklarında Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Cerrahiden sonra hemen egzersizlere başlanır, ilk başta pasif olarak yapılır ardından hasta kendini toparladığında aktif egzersizlere geçilir. Yavaş yavaş ağırlık aktarmaya ve diz bükülmeye başlanır. Şişlik devam ediyorsa soğuk kompres uygulanabilir. Kas gücünün ve his duyusunun geri kazanılması amacıyla çeşitli uygulamalar yapılır, egzersiz programı hazırlanır, elektrofiziksel ajanlar uygulanır ve oluşan skar dokuya yönelik manuel girişimler yapılır. Hastanın bozulan dengesi kuvvetlendirilir, enduransı arttırılmaya çalışılır. Fizyoterapi uygulamasının amacı hastayı rehabilite edip olabildiğinde hızlı bir şekilde normal günlük hayatına geri dönmesini sağlamaktır.

Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.