ATAKSİ

ATAKSİ

Yunanca kelime anlamı düzensiz demek olan ataksi, hareketlerdeki koordinasyon kaybı ve yetersiz gövde kontrolü ile beraber kendini gösteren hareket bozukluğudur. Kas kuvvet kaybı olmaksızın meydana gelen denge ve yürüme bozukluğudur.

Denge ise vücudumuzun yer çekimi merkezinin değişikliğine karşı gösterdiği gövde ve postür kontrolüdür.

Eğer ki etkilenim sadece gövdedeyse gövde ataksisi ismini alırken ekstremiteleri (kolları ve bacakları) etkilediyse ekstremite ataksisi ismini alır.

1.Duyusal Ataksi: Vücutta pozisyon duyusunda ve reflekslerde kayıplar görülür. Gövde ataksisi ile beraber sadece alt ekstremiteleri etkileyen bir ataksi mevcuttur. Abartılı ve aniden diz kırarak ve yere sertçe basarak yürürlerken, bacaklarını gözleri ile takip etmek isteği ihtiyacı duyarlar.

2.Vestibüler Ataksi: En önemli özelliği gövde ataksisi görülmesidir. Kesinlikle ekstremite ataksisi görülmez. Bu kişiler dengelerini sağlamak amacıyla otururken veya yürürken göz hareketlerini azaltırlar. Geniş adımlı yürürler ve bir tarafa meyilli olurlar.

3.Serebellar Ataksi: Serebellum (beyincik) veya bağlantılarının etkilenmesi sonucu gelişir. Gövde ve ekstremite ataksisi birlikte görülebilir.

  • Vestibulo-serebellar disfonksiyon: Denge ve göz hareketlerinin kontrolü ile ilgili problem yaşarlar. Ayakta dururken destek yüzeyi geniştir (ayaklar arasındaki mesafe artmıştır).
  • Spinoserebellar disfonksiyon: geniş tabanlı yürüme, yürümeyi başlatma ve durdurmada zorluk, adımlarda eşitsizlik ve yürüme ataksisi görülür.
  • Serebro-serebellar disfonksiyon: istemli ve planlı hareketlerin yapılmasında zorluk vardır.
  1. Frontal Ataksi: Yürüme ataksisi olarak da bilinen frontal ataksi frontal lobu etkileyen tümör, inme gibi tablolarda açığa çıkabilir. Hasta ayakta kendini dik tutmada zorluk yaşar. Hasta yürürken kendi gövdesini sürekli arkaya almaya çalışır. Bu tip ataksiye sahip kişilerde düşme riski oldukça yüksektir.
  2. Friedreich Ataksisi: genetik olarak aktarılan daha çok nörolojik yönü ağır basan fakat birden fazla sistem tutulumu görülen nadir bir hastalıktır.

Atakside Görülen Diğer Semptomlar

  • Tremor (titreme)
  • Dismetri (mesafe, hız ve gücün ayarlanamaması)
  • Dissinerji (kasların doğru sıra ile kasılamaması)
  • Disdiadokinezi (ard arda yapılan zıt hareketleri yapamama)
  • Hipotoni (kol ve bacaklar bez bebek gibidirler)
  • Zayıflık ve güçsüzlük
  • Dizartri (yavaş ve patlayıcı tipte konuşma)
  • Nistagmus (gözün istem dışı hareketi)
  • Vertigo (baş dönme hissi)

Atakside Değerlendirme

Hasta değerlendirilmesinde denge, koordinasyon, postür ve yürüyüşün değerlendirilmesi önceliklidir.

Denge değerlendirilmesi statik ve dinamik olarak ikiye ayrılır. Statik denge değerlendirilmesinde pozisyon genellikle sabitken yapılır fakat dinamikte pozisyon değiştirirken değerlendirme yapılır.

Bunların yanı sıra; kas testi, kısalık değerlendirmesi, reflekslerin değerlendirilmesi ve ağrı değerlendirilmesi de yapılır.

Yaşam kalitesi değerlendirilmesi atlanmamalıdır.

Yorgunluk ve solunum değerlendirmesi de yapılmalıdır.

Atakside Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Atakside fizyoterapi, fonksiyonel yetenekleri en üst düzeye çıkarmayı ve mümkün olduğunca bağımsız kalmaya yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Muhtemel fizyoterapi tedavisi:

  • Güçlendirme egzersizleri,
  • Denge ve koordinasyon egzersizleri,
  • Germe egzersizleri,
  • Yürüme egzersizleri,
  • Propriosepsiyon egzersizleri,
  • Postüral egzersizler,
  • Düşmeyi önleme ve tavsiyeler,
  • Ekstremite ataksisine yönelik egzersizler,
  • Vestibüler egzersizleri içermelidir.

Vestibüller sistemi regüle etmek amacıyla kullanılan “Cawthorne and Cooksey” egzersizleri spesifik olarak ataksi rehabilitasyonunda kullanılmaktadır.

Frenkel Koordinasyon egzersizleri sırtüstü uzanırken, otururken ve ayakta dururken fizyoterapist tarafından aşama aşama zorlaştırılarak çalıştırılmalıdır.

Doğru planlanmış bir rehabilitasyon programı ile beraber postür, denge, koordinasyon ve kassal aktivitelerin bozuklukları giderilebilir.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

 

 

İnme (Felç-Hemipleji-SVO)

İnme Nedir?

Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız ve duyduğumuz “felç” herhangi bir nedenle gelişen kuvvet kaybı durumudur. Felç; travma, malinite, demiyelizan hastalıklar, omurilik ve periferik sinir hastalıkları, kas hastalıklarına bağlı gelişebilmektedir. “İnme” ise beyin damar hastalıkları nedenli gelişen felçlere verilen isimdir.

Beyin damar hastalıkları; beynin bir bölgesinin geçici veya kalıcı olarak iskemi veya hemoraj nedeni ile etkilendiği bölge ve beyni besleyen damarların patolojik bir süreç ile doğrudan ilişkili olan bütün hastalıkları kapsamaktadır.

Beyin Damar Hastalıkları Sınıflandırması:

-Asemptomatik Beyin Damar Hastalıkları

-Fokal Beyin Disfonksiyonu İle Gelişen Beyin Damar Hastalıkları

-Geçici iskemik atakalar

-İnme

-Vasküler Demans

-Hipertansif Ensefalopati

Fokal Serebral Fonksiyon Kaybı: beyin dokusunun beslenemediği alanlarda motor, duysal, vizüel, vestibüler, kognitif semptomların yerine getirilememesi ve konuşma -lisan bozukluklarını içeren patolojik durumdur.

Geçici iskemik ataklar: genellikle bir damar alanına lokalize olan inmeden farklı olarak var olan belirtilerin 24 saat içinde kaybolduğu fokal serebral fonksiyon kaybıdır. Geçici iskemik atak geçiren kişilerin inme açısından riskli kategoride oldukları bilinmektedir.

İnme Nedir

 Dünya Sağlık Örgütü tanımlamasına göre vasküler nedenler dışında bilinen bir neden olmaksızın fokal serebral fonksiyon kaybına ait belirti ve bulguların ani yerleşmesi ile karakterize klinik bir sendromdur. Fokal serebral fonksiyon kaybı olmasına rağmen belirtiler global olabilmektedir. Tanım gereği semptomların 24 saatten uzun sürmesi gerekmektedir.

İnme toplumsal yükü çok ağır olan ve tüm dünyada koroner kalp hastalığı ve tüm kanserlerin ardından üçüncü sıklıktaki ölüm nedenidir. Ortalama her 1000 kişide 2 kişi prevelansı varken yaşlı popülasyon da bu oran 1000 de 4’e yükselmektedir. İnmeli geçirip yaşayan hastaların 1/3’ i günlük hayatların da başkalarına bağlı olarak yaşadıkları için erişkin kişilerde ilk sırada gelen maluliyet nedenidir. Yaşlanan nüfusa sahip ülkemizde de inme önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık problemidir.

Felç Risk faktörleri;

-İleri yaş

-Cinsiyet (erkek cinsiyetinde )

-Irk(siyah derililerde ve uzak doğulularda daha fazla)

-Ailede damarsal hastalık öyküsü bulunması

-Hipertansiyon

-Kalp hastalıkları

-Diyabet

-Sigara içmek

-Kan yağlarının yüksek olması

-Alkol kullanımı

-Sedanter hayat ve Obezite

Beyin Damar Tıkanıklığı

İskemik inmeler tüm inmelerin yaklaşık %60-80’ini oluşturmaktadır. İskemik inme etkilenen beyin bölgesine göre bulgu verdiği için herkeste vücuda yansıması bir olmaz.

İskemik İnmelerde Klinik Tablo

MCA İnfarktı

Kontrlateral hemiparezi

Kontrlateral duyu kusuru

Görme alanı defekti

Afazi (majör hemisfer etkileniminde)

ACA İnfarktı

Kontrlateral hemiparezi

Kontrlateral duyu kusuru

Sfinkter kusuru

PCA İnfarktı

Homonim hemianopsi

Bellek kusuru

Görsel algı bozuklukları

Hemorajik inmeler kanama olan bölgeye göre intraserebral ve subaraknoid hematom olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Tüm inmelerin %1’lik kısmını oluşturan intraserebral hematomlar daha çok kronik hipertansiyon kaynaklıdır. Genelde ani başlangıçlı ve şiddetli baş ağrısı ile kendini gösteren subaraknoid hematomların morbitide ve mortalite oranı diğer inme türlerine göre yüksektir.

SOL TARAF FELÇ (Hemipleji)

Vücudun sol tarafı etkilenen hastalarda sıklıkla hareketlerin algılanmasında zorluk, görsel hafıza kaybı ve sol tarafı ihmal etme ile karşılaşılır. Genellikle hastalar konuşmada problem yaşamazlar. Düşünmeden hareket eder ve günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirirken zorluk yaşarlar. Bazı hastalar etkilenen tarafı tamamen reddeder. Şiddetli vakalarda rehabilitasyon daha zordur. Hastalar genellikle erken taburcu olmak ister ve kendi durumunun farkında değildir.

Çevrenin ve cisimlerin uzay konumlarının algılanmasında bozukluk

Yer, zaman, kişi dezoryantasyonu

Sol ihmal

Kopyalama, geometrik şekil algılama, şekli fondan ayırmada zorluk

Derinlik ve 3 boyut algılanmasında zorluk

Öngörüş ve karar verme yeteneğinde zorluk

Öğrenme ve konsantrasyon güçlüğü gibi semptomlar gözlenmektedir.

SAĞ TARAF FELÇ (Hemipleji)

Vücudunun sağ tarafı etkilenmiş hastalar iletişim ve konuşma yeteneklerini kaybedebilirler. Ancak algı ve görsel hafıza bozulmamıştır ve öğrenmeye devam edebilirler. Öğrenilmiş olan davranışlar sırası ile tekrar öğretilmeli ve tekrarlanmalı. Hastalarla kısa ve net cümleler ile iletişim kurulmalıdır.

-Uzaysal algılama ve hafıza sağlam

-Global afazi

-Agrefi, aleksi

-Sağ-sol ayrımında güçlük

-Okumada güçlük

-Emosyonel labilite

-Hesaplama ve işlem yeteneğinde kayıp gibi semptomlar gözlenmektedir.

-Beyin Sapı Hasarları

-İki taraflı hareket kaybı

-Denge bozukluğu

-Baş dönmesi

-Çift görme

-Bulantı-kusma

-Disfaji

-Görme kaybı gibi semptomlar gözlenmektedir.

FELÇ (İNME) SONRASI FİZİK TEDAVİ

İnme nedenli hastane yatışlarından sonra birçok hasta hala fiziksel, zihinsel ve konuşma ile ilgili problemlere sahiptir. İnme sonrası nasıl yaşadığınızı değiştirmeniz, yeniden öğrenmeniz veya yeniden tanımlamanız gerekebilir. Rehabilitasyon inmenin etkilerini tersine çevirmez. Başlıca nörolojik bozuklukların iyileşmediği durumlarda bile hastalar fonksiyonel işlevlerini kompanse etme yollarını öğrendikçe iyileşebilir (nöral plastisite).

Rehabilitasyonda temel amaç hastanın bağımsızlığını birçok alanda geliştirmektir.

Beslenme, banyo, tuvalet gibi kişisel bakım becerileri

Tekerlekli sandalyeden transfer edilmesi, kendiliğinden ilerletilmesi ve yürüme gibi hareketlilik becerileri

Konuşma ve dilde iletişim becerileri

Hafıza ve problem çözme gibi bilişsel işlevler

Diğer insanlarla etkileşimde bulunmak için sosyal işlevler

İnme rehabilitasyonunun başarılı olmasında etkili olan bazı temel faktörler vardır.

Beyindeki hasarın derecesi: yaralanma derecesi ne kadar az ise süreç o kadar hızlı ilerler.

İnme sonrası kişinin tutum ve davranışı: kişinin olumlu tutumu iyileşme sürecinde pozitif etkilidir.

Aile desteği: aile rehabilitasyon sırasında en önemli destektir.

Rehabilitasyon başlangıcına kadar geçen süre: rehabilitasyona inmeden hemen sonra vakit kaybetmeden başlanmalıdır.

Etkili bir rehabilitasyon programı için gerekli multidisipliner ekip kimlerden oluşur?

Fizik tedavi hekimi

Nöroloji hekimi

Fizyoterapist

Rehabilitasyon hemşiresi

İş-uğraşı terapisti

Konuşma ve dil pataloğu

Odyolog

Diyestisyen

Sosyal hizmet uzmanı

Nöro-psikolog gibi alanında uzman kişileri içermelidir.

FELÇ (İnme) Sonrası Fizik Tedaviye Ne Zaman Başlanmalıdır?

Kişinin klinik durumunun stabil olup olmadığı hekim tarafından belirlendikten sonra 24-48 saat içinde hemodinamik yanıtlara göre tedaviye başlanmalıdır. Bu dönemde artık zamanla bir yarış başlar. Özellikle ilk 6 ay içinde motor öğrenmenin en üst düzeyde olduğu unutulmamalıdır.Tedavide öncelik verilmesi gerekenler ;

Kişinin doğru pozisyonlanması gelişebilecek bası yaralarını önlemek için pozisyonlanması gerektiği gibi antispastisite pozisyonlarıda aileye fizyoterapist tarafından öğretilmeli.

Ortezleme flask bir extremite ile karşı karşıya olduğumuz durumlarda özellikle düşük ayak gelişimini ve omuz çıkıklarını önlemek amacıyla önem verilmelidir.

Aileyi eğitmek

İhmali önlemek kişinin farkındalığını artırarak sağlanmalıdır.

İnme rehabilitasyonunda kullanılan birçok yaklaşım vardır. Hastanın etkilenim biçimine ve şiddetine göre farklılık göstersede temelde fizyoterapistler tarafından uygulanan tedaviler nörofizyolojik yaklaşımları ve fonsiyonel eğitimleri içermektedir. Bunların yanında elektroterapi modaliteleri ya da stimülasyonlardan yararlanılmaktadır.

Kullanılan nörofizyolojik yaklaşımlar;

Brunnstrom Yöntemi

Bobath Konsepti

Johnstone Yaklaşımı

Kısıtlayıcı- Zorunlu Hareket Tedavisi

Duyu Bütünleme (Ayres)

Motor öğrenme Programı

PNF (Proprioseptif Nöromüsküler Fasilitasyon)

Ayna terapi( miror visual feedback theraphy) gibi yaklaşımlar kişiye göre kombine edilerek kullanılmaktadır.

Teknoloji destekli uygulanan yaklaşımlar;

Fonksiyonel elektrik stümülasyonu

Biofeedback

Robotik Cihazlar

Sanal Gerçeklik gibi uygulamalar gerekli görüldüğü takdirde rehabilitasyon programına entegre edilebilir.

Kişinin bağımsız hareketlilik durumunu artırmak içi “yürüteç, koltuk değneği, baston” vb. yardımcı cihazlar ile yürüme eğitimi kazandırılmalı.

Bunlar dışında özellikle spastisite inhibisyonu için spastik kasa tedavi öncesi ve sonrasında 20 dakikalık buz uygulamları yapılmalıdır.

İnmeli hastaların % 45’inde yutma bozukluğu görülmektedir. Aspirasyon ve pnömoni riski nedeni ile uzman kişiler1ce değerlendirilmelidir. Ve tedavi programında yer verilmelidir.

Mesane bağırsak fonksiyon bozuklukları akut inme döneminde %50 oranında görülmektedir. Bu oran 6 ay içerisinde %20 ‘ye düşse bile rehabilitasyonun bir parçası olarak ihmal edilmemelidir. Tedavisine en erken dönemden itibaren başlanmalıdır.

İnme rehabilitasyonu uzun ve sabır gerektiren bir süreçtir çoğu zaman. Aktif tedaviye başlandıktan sonra nörolojik kayıpların fizik tedavi ve rehabilitasyon ile tekrardan kazanıldığı herkesçe bilenen bir doğrudur.

Daha yaşanabilir bir hayat için geç kalmayın, fizyoterapistinize güvenin.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki konuşma butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Konuşma Rehabilitasyonu

Dil, belirli kurallara sokulan ve sembollerden oluşan karmaşık bir sözel iletişim biçimidir. İletişimin en temel yöntemidir ve insana özgüdür. Konuşma ise, ifade edilmek istenen konuların, dilin kuralları çerçevesinde, akciğerlerden gelen havanın vücuttaki diğer yapılarla şekillenmesi ve ses titreşimlerine dönüşmesi sayesinde karşısındaki kişi ya da topluluğa aktarmasıdır.

Dünyadaki bütün çocuklar kendi dillerini 2-5 yaş arasında öğrenirken,  konuşma “anne karnından “ başlamaktadır. Ağlama diye nitelendirdiğimiz olay ise bebeğin ilk konuşma çabalarıdır. İlk 3 hafta içinde çıkan sesler reflekstir; anlamsız ve amaçsızdır. Devamında ise konuşma süreçle gelişen bir yapıdır.

Konuşma problemleri: genetik sendromlara, nörolojik problemlere, doğum kaynaklı problemlere, metabolik hastalıklara, kronik hastalıklara, ağır enfeksiyonlara ve daha birçok nedene bağlı gelişebilmektedir.

İnme(Felç) Sonrası Konuşma Bozuklukları

Afazi:İnme geçiren hastaların yaklaşık üçte birinde konuşma bozukluğu (afazi) geliştiği ve bunların %32 ile %50’sinde, inmeden 6 ay sonra da afazinin devam ettiği bilinmektedir. Beynin belli bölgelerinin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan afazinin derecesi, klinik özellikleri ve iyileşmesi hastadan hastaya farklılık göstermektedir.

Afazi dil fonksiyonundan sorumlu olan beyin alanlarının hasarına bağlı olarak gelişen, kavrama (işitme ve/veya okuma) ve ifade etmeye (yazma ve/veya konuşma) yönelik dil fonksiyonlarının sonradan edinilen bölgesel  nörolojik bozukluğudur. Dil işlevlerinde baskın taraf (hemisfer) büyük oranda sol taraf( hemisfer) olduğundan afazi genellikle sol taraf (hemisfer) patolojilerinde ortaya çıkar.

Afazi gelişmiş bir hastada görülen semptomlar aşağıda verilmiştir.

  1. Konuşma akıcılığında bozukluk
  2. Duyduğunu anlamada bozukluk
  3. Okuma bozuklukları
  4. Tekrarlama bozuklukları
  5. İsimlendirme bozuklukları
  6. Yazı yazma bozuklukları

Afaziler motor ve duysal olarak ikiye ayrılmıştır.

1.Broca Afazisi (motor afazi): Broca afazisinin en belirgin özelliği akıcılığı

olmayan, anlam işlevli sözlerden oluşan ancak grameri bozulmuş olan konuşmalardır. Basit emirleri anlamalarına rağmen emirler karmaşıklaştıkça hastaların anlamaları zorlaşmaktadır. Emirleri duyduklarında çok iyi anlamalarına rağmen okuduklarında o kadar iyi anlamayabilirler. Tekrarlama ve isimlendirme fonksyonlarıda belirgin olarak bozulmuştur.

   2.Wernice Afazisi(duysal afazi): Konuşmanın akıcı olduğu fakat hem duyarak hemde okuyarak anlamada belirgin problem yaşayan duysal afazi tipidir. Konuşmada gramer tamamen korunmuştur ancak anlamsal işlevi bozuktur. Hastalar genellikle hata yaptıklarını ve emirleri anlamadıklarını farkederler ve bunu kompanse etmek için daha fazla konuşmaya çalışırlar.

Dizartri: Dizartride inmede görülen bir konuşma bozukluğudur. Konuşmanın içeriğinden çok kas zayıflığı yada koordinasyon güçlüğü nedeniyle şekli bozulmuştur. Tüm inmeler de %8-30 arasında görülebilmektedir.

 Apraksi:Apraksi beyin hasarı sonucu konuşma için gerekli olan kasların hareketinin bozulması ile ortaya çıkan bir artikülasyon bozukluğudur. Ancak dizartrideki gibi kas güçsüzlüğü ve koordinasyon bozukluğu yoktur.

 

Çocuklarda Konuşma Bozuklukları

Görülme sıklığı bütün çocukları %3-10 arasındayken erkeklerde görülme olasılığı kızlardan 3-4 kat fazladır.

Eğer bir çocuk :

  • 1 yaşına geldiği zaman ismini anlamıyor ya da hayır-evet gibi basit ifadeleri anlamlandıramıyorsa,
  • 14-16 ay civarında kelime üretmeye başlamadıysa,
  • 3 yaşına geldiği zaman “ne, nerede, kim” sorularına cevap vermiyorsa,
  • 3 yaşından sonra aile dışındakilerin çocuğun konuşmasını anlamasında zorluk varsa,
  • 5 yaşında sonra basit bir hikayeyi anlatamıyorsa,
  • 7 yaşında üst düzey bir hikaye anlatamıyorsa
  • Okulda başarısız bir performans gösteriyorsa,

muhtemelen dil-konuşma gecikmesi/bozukluğu göz önüne alınarak detaylı bir inceleme için hekime yönlendirilmeli.

    TEDAVİ

Amaç bireyin edindiği ya da kaybettiği dili tedavi ve eğitimle tekrar yapılandırmaya çalışmaktır. Dili klinik bir oda içinde değil tüm yaşam içinde değerlendirmek lazım. Hastaya uygulanan rehabilitasyon ile dil kullanımının kesin olarak arttığı ve iyileşmeye katkıda bulunuduğu kanıtlanmıştır.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

 

 

Amyotrofik Lateral Skleroz

Halk arasında ALS olarak bilinen hastalık, sinir sisteminin ilerleyici bir hastalığıdır. Vücudumuzda hareketi sağlayan sinir hücrelerinin (motor nöronların) hasarı ve ölümüne bağlı olarak ortaya çıkan, hasar sonucu kas zayıflığı ve felçle seyreden bir hastalıktır. ALS’nin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte %5-10’luk bir kısmı ailesel kaynaklıdır. ALS erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür. Erkek kadın oranı 3:2 şeklindedir. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 55-60 yaşları civarıdır. Hastalara tanı konduktan sonra ortalama yaşam ömrü 3-5 yıldır. Hastalığın tanısı hekim muayenesi ve laboratuvar değerlendirmeleri sonucunda konur.

Hastalığın belirtileri hasar gören hücrelerin yerine göre değişiklik göstermekle birlikte genel tablo şu şekilde seyreder:

-Sıklıkla vücudun üst kısmında el ve parmaklardan başlayacak şekilde güçsüzlük ve kas kayıplarının (atrofinin) görülmesi,
– Kas güçsüzlüğünün asimetrik olacak şekilde komşu bölgelere yayılarak devam etmesi,
– Kas krampları,
– Konuşmanın bozulması (Dizartri),
– Yutmanın bozulması (Disfaji),
– Yorgunluk,
– Solunum yetmezliği,
– Ağrı,
– Harekete başlama ve hareketi kontrol etmede güçlük,
– Yavaş konuşma,
– Vücut için olağan olmayan reflekslerin varlığı (Babinski ve Hoffman refleksleri),
-Uzuvlarda sertlik,
-Yürüme güçlüğü.

Hastalar kas güçsüzlüğüne bağlı olarak düğme ilikleme, anahtar çevirme gibi günlük yaşam aktivitelerinde zorlanırlar. Daha nadir olarak alt uzuvlarda meydana gelen güçsüzlüklere bağlı olarak ayağı yerden kaldıramama, yürümede güçlük, takılma, düşme gibi şikayetlerle doktora başvururlar.

ALS REHABİLİTASYONU

ALS hastalığında rehabilitasyon oldukça önemli bir yere sahiptir. Hastalığa bağlı ortaya çıkan ve hastanın yaşamını olumsuz yönde etkileyen birçok faktör rehabilitasyon programıyla hastanın mevcut durumuna bağlı olarak en aza indirgenmeye çalışılır. Bu aşamada en önemli konu solunum işindeki etkilenmenin en aza indirilerek hastanın yaşamsal fonksiyonlarının devamlılığının sağlanmasıdır.

Bununla birlikte hastanın ağrı ve kas kramplarının önlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması, kas zayıflığına bağlı olarak oluşan limitasyonların, eklem hareketlerinin kaybının önlenmesi yine rehabilitasyon programı kapsamındadır. Bu amaçla pasif veya aktif eklem hareketleri, germe egzersizleri, aerobik egzersizler, su içi egzersizleri içine alan bir program düzenlenebilir. Hastanın hareketlerine yardım edici özelliğe sahip cihazlar fizyoterapist tarafından uygun görüldüğü takdirde hareketleri desteklenmesi adına kullanılabilir. Ayrıca ailenin hastalık ve hasta bakımı konusunda bilinçlendirilmesiyle hastalığa bağlı oluşabilecek olumsuz etkiler en aza indirilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus hastaya özgü olarak planlanan bir tedavi programı olması gerektiğidir. Tanı konduktan sonra gecikme yaşanmadan hastanın bir rehabilitasyon programına dahil edilmesi yaşanacak problemleri en aza indirmeye yardımcı olur.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.