Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), kapalı bir basınç odasında tamamen basınç altına alınan hastaya 1 ATA’dan (1 ATA = Atmosfer absolut = 760 mmHg) daha yüksek basınçlarda belirli aralıklarda %100 oksijen solutulmasına dayanan, bilimsel olarak etkinliği birçok çalışma ile gösterilen kanıta dayalı bir tedavi şeklidir. Bir veya birkaç kişilik basınç odalarında hastanın mevcut klinik durumu ve ihtiyaçlarına göre maske, başlık veya endotrakeal tüp (soluk borusuna takılı tüp) ile uygulanabiliyor.

Basınç altındayken %100 oksijen solunması kandaki serbest oksijeni ve kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin aracılığıyla dokulara taşınan oksijeni hızlı bir şekilde arttırmakta ve oksijenin azlığından kaynaklanan patolojileri düzeltici etki göstermektedir. Ayrıca;

Ödemi azaltmaya yardımcı,

Yara iyileşmesini hızlandırmakta,

Vücut savunma mekanizmasındaki hücreleri desteklemekte,

Yeni damar gelişimini sağlamakta,

Bazı antibiyotiklerin vücuda olan etkisini arttırmakta,

Bakterilerin saldığı toksinlerin etkinliğini azaltmaktadır.

HBOT nasıl etki eder?

2 çeşit etkisi vardır:

1-      Basıncın doğrudan etkisi

2-      Çözünen oksijenin etkisi

Basıncın doğrudan etkisinde vücutta mevcut bulunan hava kabarcıkları küçülür. Vurgun durumlarında, hava gaz embolisinde sıkça bu tedavi kullanılır. Çözünen oksijenin etkisi ise bütün vücudu etkiler. Bütün vücut doku ve sıvılarındaki oksijenin miktarı 15 katına çıkar ve bu durumda mikroplarla mücadele ve hücrelerin kendi kendini yenileme hızı artar, yaraların iyileşmesi kolaylaşır. Ayrıca var olan ödem de azalır.

Hiperbarik oksijen tedavisi nasıl uygulanmaktadır?

Hiperbarik oksijen tedavisi uygulanırken hastalara kapalı bir basınç odasına alınarak 90-120 dakika boyunca maske aracılığıyla %100 oksijen solutuluyor. Hastalar belirli zaman aralıklarında oksijenin yan etkisinden dolayı maskelerini çıkarıp hava molası verebiliyorlar. Tedavi saatlerinin aksamaması için basınç odasına ihtiyaç adına su ve doktorun uygun gördüğü ilaçlarını alabiliyorlar. Tedavi sırasında hastanın şikayetinin olması ya da bir komplikasyon oluşması durumda veya zorunlu ihtiyaç oluştuğunda tedavi kısa bir süre içinde sonlandırılabiliyor. Hastanın ihtiyacının olduğu toplam seans sayısı değişiklik gösterebiliyor.

Hiperbarik oksijen tedavisi esnasında basınç odasındaki hava basıncı artıyor; burada oluşan his uçağın inişi esnasında kulaklarda oluşan rahatsız hissi andırıyor. Bu rahatsız edici his yutkunma, burnu kapatıp burna hava üflemek gibi kulaktaki basıncı eşitleyen hareketlerle giderilebiliyor. Zaten hastalar orta kulak basıncı ile dış ortam basıncını nasıl kolaylıkla eşitleyebileceklerine dair detaylı bilgilendirmeyi tedavi öncesi alıyorlar.

Hiperbarik Oksijen Tedavisi (HBOT) bilimsel bir tıbbi tedavi yöntemidir. Türkiye’de hastaların bu tedaviye olan uygunluğu ve tedavi protokolleri Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp uzmanları tarafından belirlenir. Tedavi süresi her olguya göre değişse de genelde 2’şer saat sürer ve seans sayısı 60 seansa kadar çıkabilir. Bu seanslar genellikle günde 1 kez uygulanır ancak bazı acil ve istisnai durumlarda 2-3 seansı bulabilir.

HBOT her yaştaki hastaya uygulanabilir. Hastalar basınç odasına kendilerine verilen özel pamuklu kıyafetlerle girerler. Basınç odalarındaki donanım sayesinde tedavi esnasında hasta-uzman sürekli iletişim halinde kalabilmektedir. Hatta bazı basınç odalarında hastaların zevklerine göre müzik dinleyebileceği ya da televizyon izleyebileceği donanımlar da mevcuttur.

Basınç odalarında oksijenin bu yüksek basıncı yüzünden uzmanlar tarafından bazı güvenlik önlemleri alınmalıdır ve hastalar tedavi başlamadan bu önlemler hakkında bilgilendirilmelidir. Ayrıca odanın dışında kontrolü sağlayacak ve tedaviyi yönetecek bir panel de bulunmaktadır.

Hiperbarik oksijen tedavisi, ilk olarak dalgıçlarda rastlanan dekompresyon hastalığının (vurgun hastalığı) tedavisinde, ardından tünel işçilerinin tedavisinde kullanılmış ve dikkatli bir gözlem sonucunda yara iyileştirme etkisi olduğu görülmüştür. Bu dönemden sonra farklı hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır, bunlardan bazıları:

Ani Görme Kaybı:

Ani görme kaybı gözün retinasını besleyen damarların tıkanmasıyla ortaya çıkan acil bir durumdur. Hiperbarik oksijen tedavisi bu damarlardaki oksijenlenmeyi tıkanma olsa da devam ettirebiliyor. Ani görme kaybı yaşayan hastalar olabildiğince erken hiperbarik oksijen tedavi merkezlerine yönlendirilmeli ve bu tedaviye olabildiğince hızlı başlanmalıdır.

Ani İşitme Kaybı:      

Ani işitme kayıplarında HBOT kullanılmasının nedeni iç kulaktaki oksijen seviyesini arttırarak iyileşmeyi hızlandırmasıdır. Hastalar bu tedaviye en erken dönemde başlamalıdırlar çünkü en iyi sonuçlar ilk 72 saat içinde başlanan tedavilerde alınmıştır. Hastanın klinik durumuna göre seans sayıları ayarlanabilir.

Kemik Enfeksiyonu:

Enfeksiyonlu kemiklerin kısmi oksijen basıncı 17-23 mmHg olmaktadır, bu miktar sağlıklı kemiklerin kısmi oksijen basıncının yaklaşık olarak yarısıdır. HBOT, enfeksiyonlu kemiklerdeki kısmi oksijen basıncını 1000-1200 mmHg değerlerine yükselterek enfeksiyonun giderilmesini sağlar. Toplam seans sayısı hastanın klinik durumuna ve tedaviye verdiği cevaplara göre değişse de seansların süresi ortalama 90-120 dakika arasında değişmektedir.

Diyabetik Ayak Yarası:

Diyabetik ayak yaralarında, kandaki ve yara bölgesindeki oksijen seviyesi azalmıştır. Hiperbarik oksijen tedavisinin uygulanmasının amacı bu bölgedeki ve kandaki oksijen seviyesini arttırarak enfeksiyonu azaltmak ve iyileşme sürecini hızlandırmaktır. Ayrıca bu tedavi, diyabetik ayak yaralarında ampütasyonun (uzuv kaybı) önlenmesinde yardımcı yöntem olarak da kullanılmaktadır.

Kemik Ölümü:

Kemik ölümü, kemiklerin beslenmesinin bozulmasından kaynaklanan, bireyin hayat kalitesini ciddi ölçüde düşüren, ağrı ve hareketlerinde kısıtlılığa neden olan bir kemik hastalığıdır. Hiperbarik oksijen tedavisinin erken uygulanması diğer hastalıklarda da olduğu gibi hayati öneme sahiptir. Çünkü erken dönemde uygulanınca ödemi azaltıp yeni damar oluşumunu destekliyor ve böylece kemiğin iyileşmesine, yeniden yapılanmasına yardımcı oluyor. Toplam seans sayısı tedavi boyunca ağrının ve hareketteki kısıtlılığın takibiyle belirleniyor.

Aşağıdaki hastalıklar T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Ağustos 2001 tarihinde yayınlanan hiperbarik oksijen tedavisi ile ilgili yönetmelikte belirtildiği üzere HBOT’de endikedir (uygundur).

Dekompresyon hastalığı (vurgun),

Gazlı gangren,

Aşırı kan kaybı,

Crush yaralanmaları, kompartman sendromu ve diğer akut travmatik iskemiler,

Beyin absesi,

Retinal erter oklüzyonu,

Termal yanıklar,

Hava ve gaz embolisi,

Karbonmonoksit, siyanid zehirlenmesi, akut duman inhalasyonu,

Yumuşak dokunun nekrotizan enfeksiyonları (derialtı, kas, fas, fasya),

Yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (diyabetik ve non-diyabetik),

Kronik refrakter osteomiyelit,

Radyasyon nekrozları,

Tutması şüpheli deri flepleri ve greftleri,

Anoksik ensefalopati,

Kafa kemikleri, sternum ve vertebraların akut osteomiyelitler, tedavisinde kullanılmaktadır.

Tedavinin yan etkisi var mıdır?

En sık karşılaşılanı basınçtaki değişikliğin kulaklardaki ve sinüslerdeki yaptığı etkidir. Bu durumun bir tehlikesi yoktur. Birkaç basit yöntemle basınç eşitlenip önlenebilir. Diğer yan etkiler oldukça nadir ortaya çıkar; oksijen zehirlenmesi, kapalı yer korkusu (klostrofobi) ve geçici miyop. Bunlar da ciddi yan etkiler değildir.

  1. a) Klostrofobi: Kapalı alanda kalma fobisidir, birçok hasta problem yaşamasa da bazı hastaların alışması zor olabilir. Hatta tedaviyi reddetmeye kadar varabilir. Eğer bu tedavi hayati önem taşıyorsa hastaya sakinleştirici ilaçlar vererek tedavi gerçekleştirilebilir.
  2. b) Kulak ve sinüs problemleri: Hiperbarik oksijen tedavisi esnasında bazı insanlar kulak ve sinüsler ile dış ortam arasındaki basıncı eşitleyemez ve problem yaşarlar. Bu problemlerin nasıl aşılacağı eğitimli personel tarafından hastaya öğretilir. Böyle bir problem yaşanırsa ya da bir rahatsızlık hissederlerse odadaki yardımcı ya da dışarıda bekleyen operatör bilgilendirilmelidir. Sorun basınç artışını durdurarak ya da azaltarak giderilmeye çalışılır, zaman zaman kolay eşitleme yapabilmek adına ilaç kullanılabilir.
  3. c) Gözler: Hiperbarik oksijen tedavisini uzun süre alan hastalarda zaman zaman miyop (uzak görme kaybı) gelişebilir. Bu durum da diğerleri gibi geçicidir, tedavi bırakıldıktan az bir süre sonra görüş normalleşir.
  4. d) Beyin: Çok nadir olsa da HBOT uygulamalarında oksijenin basıncı yüksek olduğundan merkezi sinir sisteminde oksijen zehirlenmesi görülebilir. Bu durumda agresyon, huzursuzluk, bulantı-kusma, kulak çınlaması, uyuşma, karıncalanma ve daha ileri seviyelerde nöbet gelişebilir. Eğer bunlardan herhangi biri ortaya çıkıyorsa derhal tedaviye ara verilmelidir. Kısa bir süre sonra hastalar normale dönecektir.e) Akciğerler: Bu tedaviyi çok uzun süre gören hastalarda oksijen bireyin akciğerlerini etkileyebilir, bazı şikayetlerin oluşmasına neden olabilir. Soluk borusunda kuruluk, yanma, nefes darlığı, kuru öksürük gibi şikayetler olabilir. Bu durumlarda tedaviye ara verilmesi gerekir.f) Yangın: Tedavi başladığında basınç odasındaki oksijenin kısmi basıncı yüksek olduğu için yangın çıkma riski de mevcuttur. Bu sebeple hastalar basınç odasına kıvılcım yaratabilecek herhangi bir şey sokamazlar. Tedavi öncesi yangına karşı alınacak tedbirler hastaya anlatılmalıdır. HBOT, güvenlik önlemlerine sadık kalındığı sürece oldukça güvenli bir uygulamadır.

Yapılan çalışmalarda sonucunda, özellikle 50 yaş altı hasta gruplarında erken dönemde medikal tedaviye ek olarak hiperbarik oksijen tedavisi başlanan ani işitme kayıplı hastalarda işitsel kazançların arttığı görülmüş. Ani akustik travmada az da olsa tedavi başarısını etkilediği bulunmuştur.

20 seans boyunca diyabetik ayak ülseri nedeniyle HBOT gören 30 hastayla ilgili bir çalışma yapılmıştır. Tedavi sonunda 19 hastada klinik iyileşme gözlenirken 11 hastadan yanıt alınamamış.

Yapılan başka bir çalışmada HBOT’yi erken evre femur başı avasküler nekrozlu hastalarda kullanmışlar. Literatürde bu konuyla ilgili kısıtlı çalışma olmasına rağmen bu çalışmaya femur başı avasküler nekrozlu olan 3 hasta katılmıştır. Her olguya 40’ar tane HBOT uygulanmış ve tedavi öncesi-sonrası Harris Fonksiyonel Kalça Değerlendirme Skorlaması ile değerlendirilmişlerdir. Sonuç olarak 1 yıllık takip sonucunda önce-sonra skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir.

Kış aylarında sıkça karşılaşılan soba zehirlenmelerinde olduğu gibi karbonmonoksit gazının bağlandığı kan hücrelerinden ayrılması için hiperbarik oksijen tedavisi oldukça kıymetlidir.

Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

 

 

Yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir
WhatsApp chat