Spi̇nal Müsküler Atrofi̇ (SMA)

Spinal müsküler atrofi , genetik geçiş gösteren bir kas hastalığıdır.Kromozomlar da bulunan bir gende görülen hataya bağlı olarak oluşur.SMA kaslara hareket için gerekli bilgiyi oluşturan sinir gruplarının (motor nöron) doğuştan var olan hasarına bağlı olarak ortaya çıkar. SMA’ da yine diğer tüm kas hastalıklarında olduğu gibi tipik belirti ve bulgularla seyreder. SMA’nın diğer kas hastalıklarından en önemli farkı bebeği doğar doğmaz etkilemesi ve buna bağlı olarak yaşam şansının çok az olmasıdır. SMA’nın görülme oranı 10000 canlı doğumda birdir. SMA’nın ortaya çıkabilmesi için anne ve babanın hasta değil ancak hastalık yönünden taşıyıcı olması gerekmektedir.

SMA’ da belirtiler ilk olarak uzuvlarda ortaya çıkan güçsüzlük şeklinde seyreder. Yenidoğan oldukça hareketsizdir, kolları ve bacakları yumuşaktır. Bebek başını tutamaz. İlerleyen dönemler de dönme, oturma gibi yaşına uygun becerileri yapamayacak durumdadır. Yavaş yavaş kas gruplarında kas erimeleri(atrofi) oluşmaya başlar. Bunun yanı sıra çoğu zaman ağır bir seyir gösterdiğinden dolayı solunum kaslarını tutarak bu kas gruplarını zayıflatır ve yaşamın çok erken dönemlerinde kayıplara sebep olur. SMA’da erken kaybın en önemli sebebi bu durumdur.

SMA’nnın kendi arasında 4 tipi mevcuttur. Bunlardan ilki, Tip 1 olarak adlandırılan SMA’dır. En ağır formu olmakla birlikte yaşam şansı en az olan grup budur. En ağır formu olması nedeniyle kaslar çok hızlı bir şekilde tutulur, solunum kasları etkilenir ve hastalığın daha ilerlemesiyle bebek yaşamını yitirir. Tahmini yaşam süresi 18 aydan azdır.

Tip 2 ise, ilk forma göre daha hafif seyreder ancak bu gruptaki hastaların da yaşam şansları çok yüksek değildir.

Tip 3 olarak adlandırılan grup diğer iki gruba göre daha hafif seyirlidir. Hastalık genel olarak 18 aydan sonra başlar. Çocukta sık düşmeler, yerden kalkmada zorluk yaşanması, çocuk için normal olması gereken bir ağırlığın kollarla taşıma sırasında başarılamaması ilk belirtiler şeklinde görülür. Bunun yanı sıra kollarda ve bacaklarda görülen zayıflamalar kas kayıplarının en önemli göstergesidir. Tip 3 için kesin bir başlangıç yaşı belirlenememiştir. Ancak genel bulgular hastalık ne kadar geç başlarsa seyrinin o kadar hafif olduğu yönündedir.

Tip 4 ise, en hafif formu olarak adlandırılır. Erişkin yaşlarda ortaya çıkar ve bu grubun en büyük avantajı solunum kaslarının tutulmamasıdır. Kas kayıplarının görülmesi ise daha yavaştır.

SMA REHABİLİTASYONU

SMA’ da rehabilitasyonun temel amacı sağ kalım süresinin uzatılmasına katkı sağlamaktır. Tip 1 ve Tip 2 formunda yaşam süresi kısa olsa da solunum işinin mevcut şartlara göre en iyi şekilde sağlanması, motor gelişimin desteklenmeye çalışılması ilk iki grup için rehabilitasyon hedefi olabilir. Tip 3 ve Tip 4 içinse öncelikle var olanı korumak ve mevcut olanı artırmaya çalışmak rehabilitasyonun temel hedefini oluşturur. Kas hastalıklarının bir özelliği olarak, kişi de rehabilitasyon sırasında yorgunluk oluşturmamak altın standarttır. Yorgunluk kas kayıp hızını artırır. Bununla birlikte mevcut duruma zarar vermeden, solunum kaslarının da içinde bulunduğu kas kuvvetlendirmeler  uygun egzersiz programlarıyla sağlanabilir. Günlük yaşamda hastanın durumuna yönelik düzenlemeler yorgunluk oluşumunu en az indirerek hastanın yaşam standartlarınu yükseltir.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Peri̇feri̇k Si̇ni̇r Yaralanmaları

Vücudumuzda omurgamızdan çıkan ve tüm vücuda yayılan kaslarda ve yumuşak dokularda sonlanan sinir ağına periferik sinir sistemi denir. Periferik sinir ağı beyin ve omurgadan gelen emirleri tüm vücudumuzdaki kaslarımıza, eklemlerimize ve diğer dokulara iletir.

Periferik sinir yaralanmaları (nöropati) birçok sebepten gerçekleşebilir.

Bunlar;

  • Travmalar,
  • Aşırı gerginlikler,
  • Ani ve zorlayıcı traksiyona (çekme) bağlı zorlanmalar,
  • Çeşitli sebeplerden sinire yapılan basılar,

Periferik sinir yaralanmalarını takiben vücutta görülen belirtiler;

  • Hasar görmüş sinirin ilişkili olduğu kas veya kas gruplarındaki hacim kaybı, zayıflama,
  • Duyu kayıpları, his kayıpları,
  • Dolaşım bozuklukları,
  • Eklem hareket açıklığı bozuklukları,

Yapılan muayene sonucunda cerrahi veya konservatif tedavi programı belirlenir.

Kişinin rehabilitasyonu hasarlanan sinir bölgesine ve hasar durumuna uygun olarak kişiye özel şekilde programlanır. Sinir hasarının kişinin günlük yaşamına etkisi de göz önüne alınarak etkilenen kas ve eklemlere yönelik sinir iletimini tekrar sağlanıncaya kadar kas, eklem ve çevre dokuların korunması sağlanır. Kas atrofileri (kasın küçülmesi) ve eklem donmaları engellenir. Doğru pozisyonlamalarla sinir iyileşmesi sürecine yardımcı olunur. Kişiye günlük yaşamında yardımcı cihazların seçiminde ve kullanımında eğitim verilir. Eğer periferik sinir hasarı sonucu kişi operasyon geçirmişse operasyonun neticesine göre en kısa zamanda rehabilitasyona başlanmalı, çevre kaslar ve eklemler güçlendirilerek hasar bölgesi korunmalıdır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Tuzak Nöropati̇

İnsan vücudunda sinir sistemi beyin, omurilik ve çevresel sinirlerden oluşur. Çevresel sinirler, yaşamımızı idame ettirmemizi hareket etmemizi ve hislerimizin algılanmasını sağlar. İşte bu çevresel sinirlerin herhangi bir etki sonucu basıya maruz kalmasına ve sinir yakınlarındaki tekrarlayan travmalar yani sıkışmasına tuzak nöropati denir.

Vücudumuzda en sık görünen sinir sıkışması el bileğinde belirti veren median sinir sıkışmasıdır (Karpal Tünel Sendromu). Karpal tünel sendromu elin ilk üç parmağında kuvvet kaybı ve karıncalanma, keçeleşme hisler ve ağrı ile kendini gösterir. Kişiler etkilenen eldeki şikayetlerin sabah uyandıkları zaman daha fazla olduğunu belirtir.

Diğer bir sık görülen tuzak nöropati ise dirsek bölgesinde gerçekleşir. Dirsekten itibaren yayılan ağrı ve 4. ve 5. parmaklarda sinir sıkışması şikayetleri görülür. Ayrıca boyun kaslarındaki spazmlardan veya kısalmalardan dolayı kola giden sinirlerin boyun kasları arasında sıkışması da tüm kolda kuvvet kaybına ağrı ve uyuşukluğa sebep olabilir. Bu durum ise sık sık boyun fıtığı ile karıştırılabilir.

Tuzak nöropatiye sebep olan kas problemlerini gidermeye yönelik eklem, kas ve sinir mobilizasyonu gibi manuel tekniklerin yanında doğru egzersiz programıyla şikayetlerin ortadan kaldırılması mümkündür.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Amyotrofi̇k Lateral Skleroz

Halk arasında ALS olarak bilinen hastalık, sinir sisteminin ilerleyici bir hastalığıdır. Vücudumuzda hareketi sağlayan sinir hücrelerinin (motor nöronların) hasarı ve ölümüne bağlı olarak ortaya çıkan, hasar sonucu kas zayıflığı ve felçle seyreden bir hastalıktır. ALS’nin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte %5-10’luk bir kısmı ailesel kaynaklıdır. ALS erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür. Erkek kadın oranı 3:2 şeklindedir. Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 55-60 yaşları civarıdır. Hastalara tanı konduktan sonra ortalama yaşam ömrü 3-5 yıldır. Hastalığın tanısı hekim muayenesi ve laboratuvar değerlendirmeleri sonucunda konur.

Hastalığın belirtileri hasar gören hücrelerin yerine göre değişiklik göstermekle birlikte genel tablo şu şekilde seyreder:

-Sıklıkla vücudun üst kısmında el ve parmaklardan başlayacak şekilde güçsüzlük ve kas kayıplarının (atrofinin) görülmesi,
– Kas güçsüzlüğünün asimetrik olacak şekilde komşu bölgelere yayılarak devam etmesi,
– Kas krampları,
– Konuşmanın bozulması (Dizartri),
– Yutmanın bozulması (Disfaji),
– Yorgunluk,
– Solunum yetmezliği,
– Ağrı,
– Harekete başlama ve hareketi kontrol etmede güçlük,
– Yavaş konuşma,
– Vücut için olağan olmayan reflekslerin varlığı (Babinski ve Hoffman refleksleri),
-Uzuvlarda sertlik,
-Yürüme güçlüğü.

Hastalar kas güçsüzlüğüne bağlı olarak düğme ilikleme, anahtar çevirme gibi günlük yaşam aktivitelerinde zorlanırlar. Daha nadir olarak alt uzuvlarda meydana gelen güçsüzlüklere bağlı olarak ayağı yerden kaldıramama, yürümede güçlük, takılma, düşme gibi şikayetlerle doktora başvururlar.

ALS REHABİLİTASYONU

ALS hastalığında rehabilitasyon oldukça önemli bir yere sahiptir. Hastalığa bağlı ortaya çıkan ve hastanın yaşamını olumsuz yönde etkileyen birçok faktör rehabilitasyon programıyla hastanın mevcut durumuna bağlı olarak en aza indirgenmeye çalışılır. Bu aşamada en önemli konu solunum işindeki etkilenmenin en aza indirilerek hastanın yaşamsal fonksiyonlarının devamlılığının sağlanmasıdır.

Bununla birlikte hastanın ağrı ve kas kramplarının önlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması, kas zayıflığına bağlı olarak oluşan limitasyonların, eklem hareketlerinin kaybının önlenmesi yine rehabilitasyon programı kapsamındadır. Bu amaçla pasif veya aktif eklem hareketleri, germe egzersizleri, aerobik egzersizler, su içi egzersizleri içine alan bir program düzenlenebilir. Hastanın hareketlerine yardım edici özelliğe sahip cihazlar fizyoterapist tarafından uygun görüldüğü takdirde hareketleri desteklenmesi adına kullanılabilir. Ayrıca ailenin hastalık ve hasta bakımı konusunda bilinçlendirilmesiyle hastalığa bağlı oluşabilecek olumsuz etkiler en aza indirilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus hastaya özgü olarak planlanan bir tedavi programı olması gerektiğidir. Tanı konduktan sonra gecikme yaşanmadan hastanın bir rehabilitasyon programına dahil edilmesi yaşanacak problemleri en aza indirmeye yardımcı olur.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Karpal Tünel Sendromu

Karpal tünel el bileğinde tendon, damar ve sinirlerin geçtiği bir boşluktur. Bu boşluktaki yapıların çeşitli nedenlerle çapının artmasıyla, içinden geçen median sinire baskı uygular. Median sinir ilk üç parmağın (baş parmak, işaret parmağı, orta parmak) ve yüzük parmağının yarısının duyusunu beyne iletmekle görevlidir. Sıkışıklık nedeni ile median sinir iletimi sağlayamaz, hastalar tipik olarak yanma, iğnelenme ve karıncalanmadan yakınırlar. Künt veya sızı şeklinde ağrı da gözlenebilir. İleri vakalarda güçsüzlük ve el becerilerinde azalma meydana gelir. Bulgular genellikle el bileğin sallanması ile hafifler. Hastalık genellikle mesleği gereği elini çok kullananlarda ortaya çıkar. Bunun dışında gebeliğin son dönemlerinde sıvı birikmesine bağlı karpal tünel sendromu ortaya çıkabilir.

Doğum sonrası kendiliğinden düzelir. Uzun süre klavye kullananlarda ve müzisyenlerde karpal tünel sendromu oluşabilir.

Karpal tünel sendromunun tanısı esas olarak fiziki muayene ile konur. Tanıyı doğrulamak amacıyla görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

KARPAL TÜNEL(CARPAL TUNEL) FİZİK TEDAVİSİ

Karpal tünel sendromunun tedavisinde bileği sabitleyen ateller, enjeksiyon, fizik tedavi ve cerrahi uygulamalar yapılır. El bileğini sabitleme, semptomlar yeni başladıysa ilk seçenek olarak uygulanır. Enjeksiyonlar kas güçsüzlüğü olmayan etkin tedavi olarak uygulanabilir. Eğer iltihabi bir durum varsa ağrı ve enflamasyonu azaltıcı ilaçlar kullanılabilir. (Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın!)

Fizik tedavi uygulamalarında en çok; ultrason, masaj, TENS, lazer, parafin, tendon ve sinir kaydırma egzersizleri kullanılır. Çalışma ortamını ergonomik olarak düzenleme hastalık semptomlarını azaltabilir.

Fizik tedavinin ve diğer tedavilerin yetersiz kaldığı, kas gücünün çok azaldığı durumlarda cerrahi operasyon yapılabilir. Operasyon başarısı sinir hasarının derecesine bağlıdır. Çoğu hastada semptomlar cerrahi sonrası düzelir.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Yüz Felci

Beynimizden gelen hareket emrini, yüz kaslarımıza taşıyan 7. Kafa sinirinin (Yüz Siniri/Nervus Facialis) hasarı veya etkilenimi sonucu yüz kaslarımızda oluşan hareket kaybına yüz felci denir. Orta kulak iltihabı, sistemik hastalıklar, Ramsay Hunt Sendromu (Yüz sinirini tutan bir cins zona), tümörler, travmalar, ameliyatlar ve Bell Paralizisi, bu hasar ve etkilenime sebebiyet veren nedenlerdendir. Bell Paralizisine ayrı bir parantez açmak gerekir. Çünkü yüz felçlerinin %60 veya %70’lik kısmını oluşturur. Ani başlangıçlıdır. Genellikle 15 ile 40 yaşları arasında görülür. Hastada, mimik kaslarındaki etkilenime bağlı yüzün bir yana kayması, gözde yaşarma, sesleri yüksek şiddette duyma, tat bozukluğu ve ağrı gibi semptomlar gözükebilir.

Yüz felci her yaşta ve her iki cinste eşit oranda görülebilir. Kışın daha fazla ortaya çıktığı gözlemlenmekle beraber her mevsimde de görülebilir.

Vücudumuz hareket kabiliyeti için kaslarla donatılmıştır. Yüz bölgemizde de bu ince işi yapan birçok kas vardır. Yüz felci sonrasında mimik hareketlerimizden sorumlu bu kaslar kısmen veya tamamen etkilenebilir. Ağız köşelerini yana çekerek gülümsememizi sağlayan zygomaticus major ve minor kasları, kaşlarımızı çatmamızı sağlayan corrugator supercilli kası, gözlerimizi kırparken ve yoğun ışık karşısında gözlerimizi kısmamıza yardım eden Orbicularis Oculi; ayrıca kaz ayağı diye adlandırılan kırışıklıkların sorumlusu da bu kastır. Şaşırdığımızda ve dehşete kapıldığımızda kaşlarımızı yukarı kaldıran frontal kas lifleri alnımızda oluşan derin çizgileri oluşturur. Orbicularis Oris kası öperken dudaklarımızı büzmemizi sağlar. Depresor Anguli somurturken dudaklarımız aşağıya çeker. Yüz felci sonrası bu kaslar etkilenir.

Yüz felci ikiye ayrılır. Santral yüz felci (beyin ve omurilik) ve periferik yüz felci (sinir telleri). Santral yüz felcinde yüzün alt kısmındaki kaslarda kuvvet azlığı, ağzın etkilenmeyen tarafa kayması gözlenir. Periferik yüz felcinde ise yüzün yarısının tamamında kuvvet azlığı vardır. Hasta tarafta; alın çizgileri silinir, göz kapağı kapanmaz, ağız sağlam tarafa kayar, dudaklar büzülmez, kaş kalkmaz.

TEDAVİ

Tedavideki amaç iyileşmenin hızlı bir şekilde ve tama yakın olmasını sağlamaktır. Tedavi fizyoterapist, kulak burun boğaz, nöroloji, psikiyatri, göz ve plastik cerrahi gibi dallar ile beraber yürütülür.

Yüz felci hastalarında göz kapağındaki zayıflık ve göz yaşı salgısının azalması sebebiyle gözleri tehlike altındadır. Gün içinde suni gözyaşı damlaları, geceleri göz merhemleri, koruyucu gözlük, steril göz kapama yapılması oluşabilecek komplikasyonları önler.

Fizyoterapist tarafından etkilenmiş yüze, pasif, yardımlı ve yardımlı-pasif kas egzersizlerinin yapılması kas gücünü korunması ve iyileşme seyri açısından oldukça önemlidir. Başlıca egzersizler; kaş kaldırma, göz yumma, burun kırıştırma, ıslık çalma, yanak şişirme ve sırıtma hareketleri olabilir.

Fizyoterapist gözetiminde infraruj, elektrik stimulasyonu uygulanabilir. Hasta her gün ayna karşısında abartılı harf sayma, abartılı mimik hareketleri, sakız çiğneme, mum üfleme ve balon şişirme egzersizleri yapabilir.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Poli̇nöropati̇

Polinöropati, birden fazla periferik sinirin aynı anda tutulduğu bir süreçtir. Polinöropatilerin görülme sıklığı %2,4 olarak belirtilirken, 55 yaş ve üzerinde bu oran %8’e kadar çıkmaktadır.
Polinöropatilerde görülen klinik bulgular; duyusal bozukluklar, kas kuvvet kayıpları, otonomik bozukluklardır.

Polinöropatide klinik bulgular hastalığın tipine göre değişebilir. Temel şikayetler; yürüme ve koşma bozukluğu, denge bozukluğu, çekiç parmak, pençe el deformitesi, sık görülen ayak burkulmaları, ayak ülserleri (diyabetik ayak), topuklarda yürüyememe ve diz üstü pozisyondan ayağa kalkamamadır.
Hastalığın ilk bulguları genellikle ayak ve ayak parmaklarında görülen uyuşma, yanma, karıncalanma, hissizliktir. Bu bulgular hastanın günlük yaşam aktivitelerinin kısıtlanmasına neden olan bozukluklardır.

Sık Karşılaşılan Polinöropatiler

Diyabetik Nöropati: Risk faktörleri; yüksek hemoglobin (kanda bulunan demir) düzeyi, yüksek tansiyon, sigara, alkol kullanımı, dislipidemi (kandaki yağ oranındaki bozukluk), ileri yaş, boy ve obezitedir. Hastaların şikayetleri özellikle geceleri artar. Hastalığın ilerleyen sürecinde özellikle el ve ayak parmaklarında tutulum görülür.

GuillainBarre Sendromu: Bulgular genellikle parmak uçlarında uyuşma, iğnelenme, karıncalanma şeklinde ortaya çıkar. Ağrı özellikle kol, bacak ve gövdede görülür. Kuvvet kaybı önce bacaklarda daha sonra kollarda gelişir. Hastaların üçte birinde solunum problemi görülür.

Kronik İnflamatuar Demyelinizan Polinöropati: Hastalık sıklıkla 40-60 yaşları arasında görülür. İlerleyici ve tekrarlayıcı kas güçsüzlüğü belirgindir. Güçsüzlük değişik derecelerde görülebilir ve en az 2 ay ilerleme gösterir. Bacaklar, kollara göre daha çok etkilenir. Duyusal bulgular genellikle uyuşukluk ve iğnelenme tarzındadır. Dokunma ve titreşim hissi en sık etkilenen diğer duyulardır. Hastaların yarısından fazlasında denge bozukluğu görülür. Diğer nöropatilerden ayırıcı özelliği ise güçsüzlüğün boyun kaslarını da etkilemesidir. Yokuş ve merdiven çıkma, alçak yerden kalkma zorluğu ve düşmeler hastaların önemli şikayetleri arasındadır.

Friedrich Ataksisi: Hastalık genellikle ergenlik çağı bitmeden başlasa da hastalığın başlama yaşı 25 yaş altıdır. Hastalığın ilk bulguları genellikle yürüme zorluğu ve denge bozukluğudur. Daha sonra koordinasyon kaybı ve titreme bulguları görülür. Konuşma bozukluğu ve yutma bozukluğu erken dönemlerden itibaren hastaların en çok şikâyet ettikleri bulgulardır. Bacaklarda kuvvet kaybı, pozisyon duyusunda kayıp, skolyoz (omurgada eğrilik), ayak şekil bozuklukları da klinik bulgular arasındadır.

Herediter Motor Duyusal Nöropati: Bulgular 20 yaşından önce açığa çıkar. İlk bulgular bebeklik döneminde başlar (ayak şekil bozuklukları ve yürüme güçlüğü). El kasları, ayak kaslarından sonra etkilenir. Pençe el deformitesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Titreşim ve pozisyon duyuları diğer duyulardan daha fazla etkilenir.

Fizyoretapi ve Değerlendirme

Polinöropatilerde klinik bulguların hastalıktan hastalığa ya da hastadan hastaya göre değişmesi nedeniyle fizyoterapi değerlendirmesi var olan klinik tablo göz önüne alınarak yapılır. Hastanın şikayetleri temel alınarak; bozukluk, aktivite kısıtlılığı ve katılım kısıtlılığının değerlendirilmesi, hastanın bulguları ve bu bulguların hastanın günlük yaşam aktivitelerindeki önemini göstermesi açısından önemlidir.

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Polinöropatili hastalarda fizyoterapi programı oluşturulurken hastalığın bulguları ve bu bulguların şiddetinden çok hastanın günlük yaşamına etki düzeyi dikkate alınmalıdır.
Temelde polinöropati sonrasında uygulanacak fizyoterapi programı, aerobik (oksijenli) egzersizler, kuvvetlendirme eğitimi, germe egzersizleri, duyusal eğitim, endurans (dayanıklılık) eğitimi, denge ve yürüme eğitiminden oluşur.

Egzersiz eğitiminin; kas kuvveti, endurans (dayanıklılık), proprioseptif duyu (derin duyu), fonksiyonel beceri, denge ve koordinasyon üzerine olumlu etkileri vardır.

Polinöropatili hastaların ortak şikayetlerinden bir tanesi yorgunluktur. Hemen hemen tüm polinöropati tip hastalarında hem istirahatte hem de aktivite halinde iken yorgunluk şikayetleri vardır.

Aerobik egzersizler hastanın yorgunluğu ile baş etmede kullanacağı bir seçenektir.

Proprioseptif duyu kaybı, hastaların denge bozukluğu ve düşme riskleri ile doğrudan ilişkidir. Bu nedenle proprioseptif eğitim mutlaka fizyoterapi ve rehabilitasyon programında yer almalıdır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Spi̇nal Kord (Omuri̇li̇k) Yaralanması

Spinal kord yaralanmaları doğuştan veya sonradan trafik kazaları, ani düşme, boyun ve gövdenin zorlanarak gerilmesi, omurların kırık ve çıkıkları veya kurşun yaralanmaları gibi travmatik ya da kanser, dar kanal gibi travmatik olmayan nedenlerle görülmektedir.

Travmatik spinal kord yaralanmaları kısmi veya tam kesi olabilir. Tam kesi ve üst seviye yaralanmalarına oranla kısmi yaralanmalarda hastanın tedaviye vereceği yanıt daha iyidir. Spinal kord yaralanmasını takiben motor, duyu ve sinir sistemi bozulur ve bu durum birçok ikincil problemin oluşmasına yol açar.

Spinal kord yaralanmasında ortalama olarak 30’lu yaşlar sık karşılaşılan yaralanma yaşıdır. Cinsiyet yönünden ise özellikle genç erkekler kadınlara göre daha yüksek yaralanma riskine sahiptir. Bunun nedeni genç erkeklerin kadınlara göre daha tehlikeli iş ve faaliyetlerde bulunması ile ilişkilidir.

Spinal kord yaralanması şiddetine bağlı olarak, bir kişinin hayatında dramatik değişikliklere yol açan bir durumdur. Hayatlarını bağımsız ve aktif olarak sürdürebilen insanlar bir anda duyu ve aktif vücut fonksiyonlarını kaybederek felç olur ve sonrasında en temel ihtiyaçları için bile başkalarına bağımlı hale gelir.

Spinal kord yaralanması olan bireylerin yaralanma sonrasında tatminkâr ve üretken bir yaşam sürmeleri için, gerekli becerilerin gelişimini arttırarak onlara yardımcı olmak üzere, problem çözmeye yönelik özel rehabilitasyon programlarının uygulanması gerekir.

Spinal Kord Yaralanmasında Oluşabilecek Yan Etkiler: Kalp ve akciğer problemleri, idrar ve üreme problemleri, mide-bağırsak problemleri, nörolojik problemler, iskelet problemleri, eklem hareket açıklığı problemleri, bası yaraları, ağrı, bilişsel ve davranışsal bozukluklar, psikolojik bozukluklar.

Omurilik Felci(Spial Kord) Sonrası Fizik Tedavi

Spinal kord yaralanmalarında ilk hedef hastanın hayati açıdan gerekli tıbbi bakımının yapılması, birincil bozukluğun düzeltilmesi, hastanede kalış süresinin azaltılması, ikincil oluşabilecek problemlerin önlenmesi, fonksiyonel yetersizliklerin tedavi edilmesi ve hastanın sosyal bütünleşme ve uyumunun sağlanmasıdır. Fizyoterapi programı öncesi hastanın motor ve duyu kaybının fonksiyonel seviyesi belirlenmeli ve daha sonra rehabilitasyon programına geçilmelidir.

Erken Dönem Fizik Tedavide Amaç: Normal eklem hareketinin devam ettirilmesi, eklem kısıtlılığının ve bozukluklarının önlenmesi, kas ve solunum fonksiyonlarının geliştirilmesi, bası yaralarının önlenmesi, hastaların ayakta duruş pozisyonuna alıştırılarak toleranslarının artırılması.

Erken dönemde her gün kollara ve bacaklara normal eklem hareketleri uygulanmalıdır. Bu dönemde pozisyon, pasif eklem hareketleri, solunum egzersizleri, yatak içi dönme, oturma aktiviteleri, karın ve sırt kaslarına egzersizler, fonksiyonel kaslara kuvvetlendirme egzersizleri, masaj ve germe egzersizleri genel fizyoterapi uygulamalarıdır. Yumuşak dokuda kemikleşme, omurda kırık ve bel fıtığı varsa germe yapılmamalıdır.

İleri Dönem Fizik Tedavide Amaç: Spinal kord hastaları, tıbbi durumu stabil olduktan sonra hastaneden rehabilitasyon merkezine transfer edilirler. Bu faz süresince hastanın potansiyel fonksiyonel düzeyinin en üst seviyeye çıkarmak hedeflenir. Pasif eklem hareketini artırmak veya korumak, akciğer kapasitesini artırmak, tekerlekli sandalye veya yataktan ayağa kalkışı eğitmek ve bu pozisyondaki toleransı artırmak, kendi başına veya yardımla transferlerin eğitimi, bağımsız veya yardımla yatak aktivitelerinin eğitimi, bağımsız tekerlekli sandalye kullanımı eğitimi, bağımsız motorlu araç kullanımı eğitimi, ev-okul-işe dönüşü hızlandırma, bağımsız ev egzersiz programının eğitimi, hasta ve ailenin eğitimi geç dönemdeki amaçlardır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Alzhei̇mer Hastalığı

Alzheimer hastalığı (AH), merkezi sinir sisteminde bulunan sinir hücreleri (nöron) ve bunları birbirine bağlayan sinir ağlarının (sinapslar) zamanla kaybedilmesi sonucu ortaya çıkan çeşitli hafıza (bellek) işlevlerinin azalmasıyla kendini gösteren ilerleyici bir hastalıktır.

Alzheimer hastalığı için en önemli risk faktörü; yaşlanmadır. Artan yaşla birlikte hastalığın görülme riski artarken özellikle 65 yaş ve sonrasında görülme sıklığı iki kat artar. Yaşlanmanın yanı sıra, ailesel geçiş AH için bir risk faktörüdür. Yani kişinin ailesinde Alzheimer hastalığı geçirmiş bir yakınının olması kişinin diğer insanlara göre bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kişinin genetik yatkınlığının var olması AH için yine bir risk faktörü olarak karşımıza çıkar.

Alzheimer hastalığının en önemli belirtisi; hafıza (bellek) işlevlerinde meydana gelen bozulmaya bağlı olarak ortaya çıkan unutkanlıktır. Örneğin; hasta gün içinde gözlüğünü nereye koyduğunu hatırlamakta zorlanır. Unutkanlık dönemi hasta için üç aşama da görülür. Bunlardan ilki; hastanın isimleri ve adresleri unutmaya başlamasıdır. Hastanın sosyal yaşamı veya iş yaşamı büyük ölçüde etkilenmez. İkinci aşama; hastanın yakın geçmişi unutması ancak daha eski hatıralarını kolaylıkla hatırlayabiliyor olmasıdır. Son evre ise; artık hastanın hafızaya dair hiçbir işlemi doğru bir şekilde kontrol edememesi şeklinde karşımıza çıkar. Hastalığın ilerlemesiyle hasta, günlük yaşam aktivitelerini tek başına yaparken zorlanmaya başlar, bir süre sonra günlük işlerini tek başına yapamaz hale gelir. Bu belirtilerin yanı sıra hastalarda konuşma ve görme problemleri, hareket kayıpları (motor problemler), denge ve koordinasyonda bozulmalar, denge kayıplarına bağlı düşmeler daha da ilerleyen evreler de yutma problemleri gözlenebilmektedir. Ayrıca Alzheimer hastalığına sahip pek çok hastada depresyon, yalnız kalma korkusu, saldırgan davranışlar, uyku bozuklukları, halüsinasyonlar, amaçsız gezme gibi ikincil problemler eşlik etmektedir.

ALZHEİMER REHABİLİTASYONU

Alzheimer hastalığının tanısı; hastanın yakınmaları, hekim muayenesi ve çeşitli görüntüleme yöntemlerinin değerlendirilmesiyle konmaktadır. Alzheimer hastalığının günümüzde henüz tam tedavisi yoktur. Ancak çeşitli alanların iş birliği halinde çalışmasıyla hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek bozukluklar en aza indirilmeye çalışılır. İlaç tedavisiyle birlikte rehabilitasyon programları hasta tedavisinde etkili olmaktadır. Rehabilitasyon programları özellikle denge kayıpları, hareket güçlüğü, yutma bozuklukları gibi fiziksel problemleri daha baskın olan hastalar başta olmak üzere birçok Alzheimer hastası için planlanabilir. Bunun yanı sıra rehabilitasyon programlarına konuşma rehabilitasyonu da dahil edilerek konuşma alanında, iş ve uğraşı terapileri dahil edilerek de günlük yaşam için gerekli olan aktivitelerin korunması ve hatta geliştirilmesi sağlanabilir. Rehabilitasyon programlarına sadece hastalar değil, hasta ailesi ve/veya hastaya bakım veren kişinin de dahil edilmesi önemlidir. Hastalık süreci içinde karşılaşılabilecek problemler ailelere anlatılmalı gerekli tedbirler alınmalı (denge problemi olan hastalar için yerdeki kayan veya küçük halıların kaldırılması, amaçsız gezme problemi olan hastalar için kapı kilitlerinin tedarik edilmesi vb.), gün içindeki aktiviteler ile sadece rehabilitasyon saatleri içinde kalan bir tedavi değil günün her anında devam eden aktif bir program süreci elde edilmelidir.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Travmatik Beyin Hasarı

Travmatik beyin hasarı dışarıdan gelen bir kuvvete bağlı olarak oluşur. Beyin hasarı sonrası hareket kaybı, duyu kaybı, organ fonksiyonlarının kaybı, iletişimsel sorunlar ve ruhsal bozukluklar gözlenebilir. Tüm yaş gruplarında oldukça fazla görünen, ölüme ve sakatlığa yol açabilen bir durumdur.

Travmatik beyin hasarı en çok düşme vakaları ve taşıt kazaları ile ortaya çıkar. Tüm beyin travmaların %57’si motorlu taşıt kazalarında meydana gelir. Bununla beraber yaşlılarda ve 5 yaş altı çocuklarda daha çok düşme nedeni ile hasar oluşur.

Travmatik beyin yaralanmasında hasar; birincil hasar ve ikincil hasar olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil hasar, travma oluştuktan sonra meydana gelen sinir yaralanmaları ve başlangıçtaki bilinç kaybından sorumludur. İkincil hasar ise düşük tansiyon, akciğerden kana oksijen alınımın azalması, ödem ve kafa içi basıncın artması gibi sonuçlara yol açar. Beyin hasarlarında erken tedavi ikincil hasarların oluşmasını engellemektedir.

Travma sonrası çoğu hastada ajite (rahatsız, huzursuz), zihin bulanıklığı ve iletişim kopukluğu gözlenir. Bu olayları konfabulasyonlar (olmamış olayları olmuş gibi anlatma) izler.

Evde Nörolog Muayenesi İçin Bilgi ve Randevu

TRAVMATİK BEYİN HASARI TEDAVİSİ

Erken dönemde rehabilitasyon

Rehabilitasyona başlamak için; hastanın uyanık olması, basit emirleri yerine getirebilmesi, algısal durumunun yeterli olması ve genel tıbbi durumunun kontrol altında olması gereklidir.
Komadan yeni çıkmış hastalarda sık karşılaşılan durumlardan biri de ajitasyondur. Ziyaretçi sayısı ve ziyaret süresi kısaltılmalı, hasta sessiz bir odaya alınmalıdır. Mümkünse rehabilitasyon hasta odasında uygulanır ve erken dönemlerde seansların süresi kısa tutulur. Odada hastanın aşırı hareketlerine ve bağırmasına göz yumulur. Kendisine veya başkasına zarar vermedikçe kesinlikle bağlanmaz.

Erken dönemde hastaya uygulanan fizyoterapi yöntemlerinde amaç hastayı fonksiyonel olarak en uygun seviyeye çıkarmaktır. Rehabilitasyonda denge, koordinasyon ve güvenlik ön planda tutulur. Kas kuvvetleri, eklem hareket açıklığı, yürüme, dayanıklılık, spastisite (anormal kas tonususunda artış) ve bası yarası değerlendirilir.

Tramvatik beyin hasarlı hastalarda konuşma bozuklukları da görünebilir (%11-30). Konuşma bozuklukları genelde hafıza sorunları ile ilişkilidir. Hastalarda çok çeşitli bilişsel yetersizlik gözlenebilir. Bilişsellik, beynin düşünme, bilgi işleme, bilgi depolama ve sorun çözme yeteneğidir. Çocuk hastalarda bilişsel yetersizlik çocuk büyüdükçe ortaya çıkabilir.

Tramva sonrasında; nöbet, hidrosefali (beyin omurilik sıvısının artması, beyin karıncıklarının, kimi zaman da kafatasının büyümesine yol açan bir hastalık), yutma problemleri, derin ven trombozu (toplar damarda oluşan kan pıhtısı), spastisite, kontraktür (adalenin inatçı bir şekilde kısalmasından dolayı eklemin anormal bir pozisyon almasıdır), bası yaraları ve baş ağrıları gözlenebilir.

Uzun dönem rehabilitasyon

Uzun dönemde rehabilitasyonun temel amacı hastanın günlük yaşam hareketlerine geri dönmesini sağlamaktır. Bu süreçte kuvvetlendirme egzersizleri yapılmalı, spastisite kontrolünü sağlanmalı, denge ve koordinasyonu geliştirici egzersizler uygulanmalıdır.

Ağır tramvatik beyin hasarlı hastalar mesane, bakım, beslenme, solunum, hijyen, bağırsak kontrolü, hareket fonksiyonunda kayıp ve günlük yaşam aktiviteleri gibi sorunlar için uygun bir merkezde rehabilitasyon pragramına alınmalıdır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki konuşma butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

WhatsApp chat