Fi̇bromi̇yalji̇

Fibromiyalji, sebebi belli olmayan, yaygın vücut ağrısı ile seyreden bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Fibromiyaljili hastalarda, boyun ve bel bölgesi başta olmak üzere tüm vücutta tutukluk, belirli vücut bölgelerinde hassas noktalar, azalmış ağrı eşiği, uyku bozuklukları, yorgunluk ve psikolojik yakınmalar görülebilir (Hastalarda görülen problemler pek çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkar ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir.)
Hastalığın oluşmasında çevresel faktörler, genetik faktörler ve hormonal faktörler etkilidir. Birinci derece akrabasında fibromiyalji sendromu olan kişilerde hastalığın görülme riski 8 kat daha fazladır.
Fibromiyalji genellikle 20-64 yaşları arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat fazla görülür. (Özellikle menopoz döneminde ağrı ve şikayetler artar.) Türkiye’de 20-64 yaş arası kadınlarda görülme olasılığı %3,6’dır. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar ancak çocuklarda da gözlenebilir.

HASTALIĞIN KLİNİK ÖZELLİKLERİ
Hastalarda en önemli şikâyet ağrıdır. Ağrı genellikle yanıcı ve batıcı tarzdadır. Aktivite, yorgunluk ve stres ile artar.
Eklem ve kas tutukluğu sabahları daha belirgin olup gün boyu devam edebilir.
Hastaların belirli vücut bölgelerinde tetik noktalar (hassas noktalar) bulunur. Tetik noktalar: Fibromiyalji hastalarında 18 tetik nokta vardır. Bu noktalar baskı ile beraber aşırı hassasiyet gösterir. Kesin tanı için 18 tetik noktadan 11’inde baskı ile beraber hastayı rahatsız eden bir hassasiyetin oluşması şarttır.
Uyumada güçlük, geceleri sık uyanma, sabahları yorgun ve dinlenmeden kalkma gibi şikayetler görülebilir. Özellikle mevsim değişikliği dönemlerinde uyku problemleri artmaktadır. Sabahları yorgun uyanma, gün boyu devam eden halsizlik belirgin bir özelliktir. Yorgunluk ve halsizlikle birlikte hastaların günlük aktiviteleri kısıtlanabilir.
Hastalar sıcak ve soğuğa karşı aşırı hassasiyet gösterebilir.
Baş ağrısı, ağız ve göz kuruluğu, göğüs ağrısı, çene ekleminde fonksiyon kaybı, nefes darlığı, denge problemleri, kişilik bozuklukları ve depresyon gibi bulgular ortaya çıkabilir.

TEDAVİ

Tedavide amaç; ağrı, yorgunluk, tutukluk şikayetlerinin azaltılması ve yaşam kalitesinin arttırılmasıdır.
Tedavi de ilaç kullanımı, hasta eğitimi, psikolojik destek ve fizik tedavi yöntemleri kullanılır.

FİZİK TEDAVİ
Ağrılı ve tutuk bölgeler için elektroterapi ajanları: Yüzeyel sıcaklık, ağrı kesici ajanlar (TENS, düşük enerjili lazer tedavisi), alternatif tedaviler (akupuntur, refleksoloji, kuru iğneleme)
Tıbbi masaj uygulamaları: Beş haftanın üzerinde uygulanan tıbbi masaj yöntemleriyle ağrı ve depresyon da azalma olduğu gözlenmiştir.
Germe ve gevşeme egzersizleri: Tutulan eklem ve çevre dokuların gevşemesi için uygulanacak egzersizler kişiden kişiye farklılık gösterir.
Aerobik egzersizler: Yürüyüş, koşu, yüzme ve bisiklet gibi nabzı belli bir aralıkta tutan egzersizler.
Kuvvetlendirme egzersizleri: Zayıf olan kaslar tespit edilip, izole veya bütünsel olarak çalıştırılmalıdır. Kas hacminin artması ağrıyı elemine eder.
Su içi egzersizler: Yerçekiminin kısmen elemine olması, ılık suyun yarattığı girdap etkisinin dokuları rahatlatması, kan dolaşımını artırması ve genellikle ağrısız bir yöntem olmasından dolayı tercih edilir.
ÖNEMLİ: Egzersiz, endorfin dediğimiz ağrının azalması için beyin dokuları tarafından üretilen hormonun düzeyini artırır. Ağrı ve yorgunlukla beraber hastalar egzersizden kaçınmaktadır. Bu durum hareketsiz bir yaşam tarzına neden olabilir. Egzersiz eğitiminde hastanın motivasyonu ve programa devamı, ağrı ve yorgunluk düzeyini olumlu yönde etkiler.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki konuşma butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Anki̇lozan Spondi̇li̇t

Ankilozan spondilit, özellikle omurgayı etkileyen iltihabi, ilerleyici ve yaşam boyu süren bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genel görüş hastalığın genetik (ailesel) yatkınlığa bağlı ortaya çıktığı şeklindedir. Erkekleri kadınlara oranla 3 kat daha fazla tutar. Hastalığın ortaya çıkma yaşı 16-40 yaş civarıdır. Omurgayla birlikte leğen kemiği ve kalça eklemi gibi vücudun merkezine yakın büyük eklemleri etkiler ve hareketi büyük ölçüde kısıtlar.
Kas iskelet sistemi hastalığı olmasının yanı sıra, göz, deri, bağırsaklar gibi birçok organda hasar oluşturur. Hatta hastalığın ilerleyen dönemlerinde kalp, akciğer gibi hayati organları etkileyerek yaşamı tehdit eder hale gelebilir. Hastaların doktora başvurmasında en sık neden, uzun süredir devam eden ve istirahatle geçmeyen bel ağrısıdır. Hastalığın en karakteristik özelliği de istirahat sırasında veya istirahatin hemen sonrasında hissedilen şiddetli ağrı durumudur. Bunun nedeni, hastalığın eklemleri etkileyerek tutukluğa neden olmasıdır ve bu duruma bağlı olarak hareket miktarında azalmalar ve ağrılar ortaya çıkar.

Hastalığın ilerlemesiyle birlikte hastaların vücutlarında bir takım fiziki değişiklikler oluşmaya başlar; baş öne doğru yer değiştirir, üst göğüs bölgesi kambur bir görüntü alır, omuzlar yuvarlaklaşır ve bel düzleşir. Daha da ilerleyen dönemler de dizler bükülür ve hasta tıpkı eğilmiş bir ağaç gibi eğik bir pozisyon kazanır. Bu değişiklikler sonucunda hastanın solunumunda ve yürüyüşünde çeşitli bozulmalar gözlenir. Hastalığın tanısı; hekim muayenesi, laboratuvar bulguları ve radyografik incelemelerle konur.

 

ANKİLOZAN SPONDİLİT REHABİLİTASYONU

Ankilozan Spondilit yaşam boyu süren ve ilerleyici bir hastalık olması nedeniyle düzenli bir hekim muayenesi ve devamlı bir fizik tedavi bakımı gerektirir. Fizik tedavi programıyla; hastanın ağrılarının azaltılması, hareket kısıtlılığı önlenerek mevcut hareket yeteneğinin korunması ve yaşam kalitesinin artırılması amaçlanır. Ayrıca hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ortaya çıkan solunum problemleri gibi ciddi boyutlu problemlerin oluşması önlenir. Burada en önemli adım, hastaya aktif bir yaşam tarzının benimsetilmesini sağlamak olmalıdır.

Çok uzun sürmeyen kısa aralıklı istirahatler, özellikle ofiste veya bilgisayar başında çalışmak gibi hareketin daha az olduğu iş gruplarında çalışan hastalar için küçük aralıklarla iş ortamında yapılabilecek egzersizler reçete edilmelidir. Bununla birlikte fizik tedavi ile esnekliğin korunması ve artırılması, omuz kuşağı ve kalça gibi hastalığın yoğunlukla etkilediği bölgelerde kas kuvvetinin korunması tarzında hedefler belirlenmelidir. Ankilozan Spondilit tüm vücudu etkileyen bir hastalık olduğundan dolayı hastanın aerobik kapasitesinin artırılması da yine hastanın günlük yaşam da konforunu artıracak etkili bir yöntemdir. Hastalığın bütüncül bir tedavi yaklaşımı ile tedavi edilmesinin hastalıkta başarıyı sağlayan en önemli unsur olduğu unutulmamalıdır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki konuşma butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Romatoi̇d Artri̇t

Romatoid artrit, uzun süreli devam eden ve zaman zaman alevlenmelere neden olan iltihabi bir hastalıktır. Romatoid artrit genellikle otoimmün (bağışıklık sistemi) bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Eklemlerde şişme, ağrı, sabah katılığı, halsizlik, ateş, kilo kaybı, yorgunluk ve fonksiyon kaybı gibi semptomlar görülmektedir. Sabah katılığı genellikle eklem ve çevresinde bir saate yakın süre devam etmektedir. Romatoid artrit en sık 20-50 yaş arasında görülmektedir. Kadınlarda risk 2-3 kat daha fazladır. Kadınlarda gebelik döneminde iyileşme göstermektedir ancak emzirme döneminde alevlenebilmektedir. Romatoid artritin nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Romatoid artritte en sık tutulan eklemler: Elin eklemleri, el bileği, dirsek, ayak bileği, ayak ve diz eklemleridir.
Romatoid artritte yaygın görülen eklem dışı bulgular: Deri bulguları, damarsal bulgular, kalp ve akciğer bulguları, göz bulguları, kas bulguları.
Romatoid artrit tanısı için ara kriterler:
1-Sabah sertliği (en az 1 saat süren),
2-Üç veya fazla eklemde yumuşak doku şişliği,
3-El eklem artriti,
4-Simetrik artrit,
5-Romatoid deri altı nodül
6-Pozitif romatoid faktör
7-Romatoid artrit için radyolojik değişiklikler
Kriterlerden en az 4 tanesinin bulunması ve hastanın şikayetlerinin 6 haftadır devam ediyor olması tanı koydurucudur.
ROMATOİD ARTRİTTE REHABİLİTASYON
Romatoid Artrit tedavisinde amaç, iltihabın kontrol altına alınması, ağrının azaltılması, şekil bozukluklarının ve hareket sınırındaki kısıtlılıkların önlenmesi, eklem sertliğinin azaltılması, kas kuvvet ve dayanıklılığın artırılması, yürüyüş ve hareketliliğin geliştirilmesi, normal fiziksel, sosyal ve ruhsal iyilik halinin artırılarak yaşam kalitesinin iyileştirilmesidir.
Romatoid Artrit tedavisinde hedefler iltihabın akut (erken dönem), subakut (hastalığın 2-4 haftalık süresi), kronik (hastalığın süresinin 4 haftadan fazla olması) olarak ayrılan üç bölümün özelliğine göre planlanır.
Akut Faz: Etkilenen eklemler üzerindeki biyomekaniksel stersleri uygun pozisyonlama ile azaltarak ağrı ve iltihabı kontrol altına almaktır. Normal eklem hareketini, kas kuvvetini ve dayanıklılığı korumaktır. Akut dönemde iltihap, ödem ve ağrıyı azaltmak amacı ile soğuk uygulamalar tercih edilebilmektedir.
Subakut Faz: İltihabın azalmasıyla subakut faz başlamaktadır. Bu döneme geçerken hedefler biraz değişime uğramaktadır. Bu dönemde fizyoterapinin amacı, normal eklem hareketini, kas kuvveti ve dayanıklılığı artırmak ve hastanın günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını en uygun seviyeye çıkarmaktır.
Kronik Faz: İltihabın tamamen ortadan kalktığı bu dönemde hedefler; fiziksel, sosyal ve psikolojik fonksiyonları mümkün olan en üst düzeye ulaştırarak kişiyi kronik bir hastalık ile nasıl yaşayacağı yönünde eğitmektir.
Romatoid Artritte egzersiz programı her hasta için özel, çok yönlü ve adapte edilebilir olmalıdır. Bu hastalarda azalan kas kuvveti, dayanıklılık, oksijen kapasitesi ve etkilenen normal eklem hareketlerine yönelik egzersizler planlanmalıdır. Egzersiz tedavisinde amaç, eklem hareket açıklığını sürdürmek, kardiyovasküler uygunluğu devam ettirmek, denge ve koordinasyonu artırmak, düşmeleri önlemek, fonksiyonları ve bağımsızlığı korumaktır.
Aktiviteler ve dinlenmeler arasında denge kurulmalıdır. Şekil bozukluğuna yol açan pozisyonlardan kaçınılmalıdır. Büyük eklemler ve güçlü kaslar kullanılmalıdır. Uzun süreli pozisyonlardan ve tekrarlı aktivitelerden kaçınılmalıdır. Ağır nesneler taşınmamalıdır. Aktiviteleri yaparken hangi eklemini kullandığının farkında olunmalıdır. Ayrıca hastalara günlük yapmaları gereken egzersizleri ile birlikte günlük yaşantıda eklemlerini daha az yük bindirerek nasıl korumaları gerektiği ile ilgili eğitim verilmesi gereklidir.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

WhatsApp chat