Beynimiz ve omuriliğimizi saran ‘meninks’ adında bir zar vardır ve bu yapının iltihabi durumuna ‘menenjit’ denir. Ensefalitse beynin iltihaplanması durumudur. Ancak her iki hastalığın belirtileri ve seyri oldukça benzerdir. Bu hastalıklarda genel olarak ortaya çıkan belirtiler baş ağrısı, yüksek ateş ve ensede sertliktir. Bu hastalıklara sebep olarak virüsler, bakteriler ve parazitler gösterilebilir. Hastalığın seyri neden olan enfeksiyonun tipine göre değişiklik gösterir ama bazıları kendiliğinden iyileşebileceği derecede hafif bazıları da ölümle sonuçlanacak kadar şiddetli olabilir.

Diyabet varlığı, alkol ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı ve AIDS gibi bulaşıcı hastalık varlığı menenjit görülme riskini arttırır. Menenjitin kışlalarda, kreşlerde ve yurtlarda görülme olasılığı daha fazladır ve yayılma şekli genellikle kişisel bakım eşyalarının ortak kullanılması, hapşırma, öksürme veya öpüşmedir. Yaşlılarda görülme olasılığı daha fazla olsa da bir insan menenjite birden fazla kez yakalanabilir. Ensefalitteyse virüsler, bakteri ve parazitler, kimyasallar ve otoimmün reaksiyonlar sebep olabilir. En sık viral ensefalitle karşılaşırız ve belirtiler açısından çoğu zaman gribe benzer, 2-3 hafta sürer. Ancak teşhis ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı hasara yol açabilir.

Titreme, solunumda hızlanma, kas ve eklemlerde ağrı, el ve ayaklarda soğuma, iştahsızlık, inleme (küçük çocuklarda), yüksek ateş, başı öne eğmede zorluk, ışığa karşı hassasiyet, havale geçirme, zihinde bulanıklık, konsantrasyon bozukluğu, uyku problemleri, kusma, boyun tutulması, halüsinasyonlar gibi semptomlar görülebilmektedir.

Öncelikle uzman bir doktor tarafından tıbbi öykü alınır, fizik muayene ve gerekli görülen testler yapılır, görüntüleme yöntemlerinin sonuçları istenir. Yeterli olmaz ise hekim tarafından belden sıvı (beyin omurilik sıvısı) alınması ve laboratuvar incelemesi yapılması istenebilir.

Hastalığın seyri spesifik neden ve şiddet derecesine, kişinin bağışıklık düzeyi ve sağlık durumuna, hastalığın ne kadar erken fark edilip tedaviye başlanıldığına göre değişir. Hafif diyebileceğimiz seyirlerde kişi kendini birkaç haftada toplayabilir ancak ağır diyebileceğimiz durumlarda kalıcı komplikasyonlarla karşılaşılabilir.

Bakterilerin sebep olduğu menenjitli yenidoğanların %15-25’i, diğer hastaların %15’i kadarı uygun ve hızlı tedaviye rağmen yenik düşüp ölmektedir. Sağ kalan hastalarınsa %15-25 civarı sinir sistemiyle ilişkili olarak işitme kaybı, görme kaybı, hidrosefali, nöbet geçirme gibi durumlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu komplikasyonlar yediden yetmişe her yaşta karşımıza çıkabilmekte olsa bile yenidoğanlar henüz tam gelişmemiş bağışıklık sistemleri yüzünden herkesten fazla risk altındadır.

Menenjit ve Ensefalitten Korunma Yolları Nelerdir?

Bu hastalıklardan korunmak için yapmamız gereken bir takım eylemler vardır. Örneğin kişisel temizliğimi sağlamak, bir başkasıyla kişisel eşyalarımızı veya çatal-kaşık gibi bize ait araç gereçleri paylaşmamak, yiyeceklerimizin temizliğine özen göstermek (meyve-sebzeleri yıkamadan tüketmemek gibi), bağışıklık sistemimizi destekleyecek besinler tüketmek (vitamini bol meyve sebzeler), özellikle yaşadığımız ortamı temiz tutmak ve bilhassa sokak hayvanlarıyla temas ettikten sonra ellerimizi güzelce yıkamak bizi bu hastalıklardan korumaya yardımcı olacaktır.

Bütün bunlara ek olarak bu hastalıklara sebep olan canlılara karşı aşılar da mevcuttur. Bu aşılar genellikle çocukların takvimine göre karma aşılarla birlikte yapılır. Bu aşılar bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle hastalıklara en açık olan bebeklere dahi yapılabilmektedir. Aşının olası yan etkileri arasında uygulama yapılan noktada hassasiyet ve kızarıklık, iştahta azalma ve halsizlik vardır.

Nadir de olsa enfeksiyon dışı sebeplerden kaynaklanabilir. Bu nedenleri saymak gerekirse; sinir sistemimizin bileşenlerini etkileyen otoimmun bir bozukluk, kullanılan ilaçlara karşı oluşan bir kimyasal reaksiyon ve bazı kanser hücreleri olabilir.

Menenjit ve Ensefalit Sonrası Kalıcı Hasarlar Nelerdir?

Birçok hasta bu durumu tamamen atlatarak birkaç ay içerisinde normal günlük hayatına geri dönebilmektedir. Ancak tedavi edilmediği ya da tedaviye geç kalındığı durumlarda bazı kişilerde kalıcı hasarlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları; işitme kaybı, davranış bozukluğu, konsantrasyon ve koordinasyonda bozukluklar, yorgunluk ve hareket kaybıdır. Bunların da bazıları zamanla düzelebilir yahut kalıcı hal alabilir. Eğer bu hastalıkların kendinizde var olduğundan şüpheleniyorsanız bütün bu süreci yaşamamak ya da en kolay şekilde atlatmak için derhal bir uzmana başvurun.

Beyinde oluşan apseler, beyin lezyonları, travma kaynaklı sorunlar ve hatta ağır geçirilen grip de bu belirtileri verebilir. Önlem almak amaçlı bu belirtilerle uzmana başvurmak gerekir.

Kandaki bir enfeksiyon, ya da beynin yakınındaki mikropların beyin-omurilik sıvısına geçişine yol açan bir enfeksyion ya da bakterilerin kan-beyin bariyerini geçerek boşluklara dolmasına izin veren kafa travmaları da menenjit-ensefalite neden olabilmektedir.

Bir kısmı temasla-solunumla bulaşırken diğer kısmı da bulaşıcı değildir.

Bağışıklık sistemimiz tehdit altındaysa, mikroplara karşı savaşmak için yeterli güçte değilse bu hastalıklar nüks edebilir. Önlemek için antimikrobiyal tedaviye başlanması ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek gerekir.

Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir
WhatsApp chat