Polinöropati, birden fazla periferik sinirin aynı anda tutulduğu bir süreçtir. Polinöropatilerin görülme sıklığı %2,4 olarak belirtilirken, 55 yaş ve üzerinde bu oran %8’e kadar çıkmaktadır.
Polinöropatilerde görülen klinik bulgular; duyusal bozukluklar, kas kuvvet kayıpları, otonomik bozukluklardır.

Polinöropatide klinik bulgular hastalığın tipine göre değişebilir. Temel şikayetler; yürüme ve koşma bozukluğu, denge bozukluğu, çekiç parmak, pençe el deformitesi, sık görülen ayak burkulmaları, ayak ülserleri (diyabetik ayak), topuklarda yürüyememe ve diz üstü pozisyondan ayağa kalkamamadır.
Hastalığın ilk bulguları genellikle ayak ve ayak parmaklarında görülen uyuşma, yanma, karıncalanma, hissizliktir. Bu bulgular hastanın günlük yaşam aktivitelerinin kısıtlanmasına neden olan bozukluklardır.

Polinöropati Çeşitleri

Diyabetik Nöropati: Risk faktörleri; yüksek hemoglobin (kanda bulunan demir) düzeyi, yüksek tansiyon, sigara, alkol kullanımı, dislipidemi (kandaki yağ oranındaki bozukluk), ileri yaş, boy ve obezitedir. Hastaların şikayetleri özellikle geceleri artar. Hastalığın ilerleyen sürecinde özellikle el ve ayak parmaklarında tutulum görülür.

GuillainBarre Sendromu: Bulgular genellikle parmak uçlarında uyuşma, iğnelenme, karıncalanma şeklinde ortaya çıkar. Ağrı özellikle kol, bacak ve gövdede görülür. Kuvvet kaybı önce bacaklarda daha sonra kollarda gelişir. Hastaların üçte birinde solunum problemi görülür.

Kronik İnflamatuar Demyelinizan Polinöropati: Hastalık sıklıkla 40-60 yaşları arasında görülür. İlerleyici ve tekrarlayıcı kas güçsüzlüğü belirgindir. Güçsüzlük değişik derecelerde görülebilir ve en az 2 ay ilerleme gösterir. Bacaklar, kollara göre daha çok etkilenir. Duyusal bulgular genellikle uyuşukluk ve iğnelenme tarzındadır. Dokunma ve titreşim hissi en sık etkilenen diğer duyulardır. Hastaların yarısından fazlasında denge bozukluğu görülür. Diğer nöropatilerden ayırıcı özelliği ise güçsüzlüğün boyun kaslarını da etkilemesidir. Yokuş ve merdiven çıkma, alçak yerden kalkma zorluğu ve düşmeler hastaların önemli şikayetleri arasındadır.

Friedrich Ataksisi: Hastalık genellikle ergenlik çağı bitmeden başlasa da hastalığın başlama yaşı 25 yaş altıdır. Hastalığın ilk bulguları genellikle yürüme zorluğu ve denge bozukluğudur. Daha sonra koordinasyon kaybı ve titreme bulguları görülür. Konuşma bozukluğu ve yutma bozukluğu erken dönemlerden itibaren hastaların en çok şikâyet ettikleri bulgulardır. Bacaklarda kuvvet kaybı, pozisyon duyusunda kayıp, skolyoz (omurgada eğrilik), ayak şekil bozuklukları da klinik bulgular arasındadır.

Herediter Motor Duyusal Nöropati: Bulgular 20 yaşından önce açığa çıkar. İlk bulgular bebeklik döneminde başlar (ayak şekil bozuklukları ve yürüme güçlüğü). El kasları, ayak kaslarından sonra etkilenir. Pençe el deformitesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Titreşim ve pozisyon duyuları diğer duyulardan daha fazla etkilenir.

POLİNÖROPATİ TEDAVİSİ

Polinöropatilerde klinik bulguların hastalıktan hastalığa ya da hastadan hastaya göre değişmesi nedeniyle fizyoterapi değerlendirmesi var olan klinik tablo göz önüne alınarak yapılır. Hastanın şikayetleri temel alınarak; bozukluk, aktivite kısıtlılığı ve katılım kısıtlılığının değerlendirilmesi, hastanın bulguları ve bu bulguların hastanın günlük yaşam aktivitelerindeki önemini göstermesi açısından önemlidir.

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Polinöropatili hastalarda fizyoterapi programı oluşturulurken hastalığın bulguları ve bu bulguların şiddetinden çok hastanın günlük yaşamına etki düzeyi dikkate alınmalıdır.
Temelde polinöropati sonrasında uygulanacak fizyoterapi programı, aerobik (oksijenli) egzersizler, kuvvetlendirme eğitimi, germe egzersizleri, duyusal eğitim, endurans (dayanıklılık) eğitimi, denge ve yürüme eğitiminden oluşur.

Egzersiz eğitiminin; kas kuvveti, endurans (dayanıklılık), proprioseptif duyu (derin duyu), fonksiyonel beceri, denge ve koordinasyon üzerine olumlu etkileri vardır.

Polinöropatili hastaların ortak şikayetlerinden bir tanesi yorgunluktur. Hemen hemen tüm polinöropati tip hastalarında hem istirahatte hem de aktivite halinde iken yorgunluk şikayetleri vardır.

Aerobik egzersizler hastanın yorgunluğu ile baş etmede kullanacağı bir seçenektir.

Proprioseptif duyu kaybı, hastaların denge bozukluğu ve düşme riskleri ile doğrudan ilişkidir. Bu nedenle proprioseptif eğitim mutlaka fizyoterapi ve rehabilitasyon programında yer almalıdır.

“Uzman ekibimiz sizlere yardımcı olabilmek için hazır bekliyor. Sağ alt köşedeki çevrim içi sohbet butonuna tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.”

Sitemiz sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Yorumlar

avatar
  Subscribe  
Bildir